Cahit Sıtkı TArancı indir, Cahit Sıtkı TArancı download Cahit Sıtkı TArancı full Cahit Sıtkı TArancı resimleri Cahit Sıtkı TArancı videoları, Cahit Sıtkı TArancı izle, Cahit Sıtkı TArancı seyret, Cahit Sıtkı TArancı rapidshare.com divx, dvdrip, full, mp4 Cahit Sıtkı TArancı no rapid, Cahit Sıtkı TArancı tek link, Cahit Sıtkı TArancı filmi, filmleri,




Anasayfa    Biyografiler

Konu: Cahit Sıtkı TArancı
Sayfa: 1

BiRay 15.05.2006 09:07:30

Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı 4 Ekim 1910'da Diyarbakır'ın Camii kebir mahallesinde doğdu. Asıl adı "Hüseyin Cahit" -tir. "Nümune-i Terakki-i Hamidi Mektebi-i İptidaisinde başladığı İlk öğrenimini "Mektebi-i Sultani’ nin iptidai kısmında tamamladı. İlk okuldan sonra İstanbul'a gelerek, Orta öğrenimine Kadıköye'de Saint Joseph Lisesi'nde ve Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Ziya Osman Saba ile dostluğu bu yıllarda sıra arkadaşlığı olarak başlamıştır. Liseden sonra mülkiye mektebine gitti ancak başarılı olamadı. Yüksek ticaret okuluna yazıldı, bu arada cumhuriyet gazetesinde hikayeleri çıkmaya başlamıştı. Buradaki öğrenimini tamamlamadan kazandığı parayla Paris’te öğrenim görmeye gitti. İkinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü. Askerliğini yaptıktan sonra Anadolu Ajansı ve Çalışma Bakanlığı'nda çevirmen olarak çalıştı. 1953 Aralık ayında ağır bir hastalığa yakalandı. Türkiye'de tedavisi sonuç vermeyince Viyana'ya götürüldü. 13 Ekim 1956'da, 46 yaşında, zatülcenp hastalığından, orada hastanede öldü. Cenazesi 26 ekim tarihinde Ankara'da toprağa verildi. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Şiirde ses, anlam ve biçim bütünlüğü arar. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur. Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, ama hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık,kaçış, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur. "Sanat için sanat" ilkesine bağlı kalmıştır. Batıya yönelen şiirimizde öncelikli bir yeri vardır, şiirinde divan etkisi yoktur, daha çok halk şiirinden yararlandığı söylenilebilir (Karacaoğlan’a yaklaşan deyişleriyle). İlk şiirlerinde fransız ozanların etkileri görülür.

Tüm Bunlara bir açılım kazandırmak umuduyla Orhan Veli hareketine katılır ancak aradığını bulamadığı için sonra vazgeçer.

Düzyazıya ise pek eğilmemiştir, hikayelerinin toplandığı belli bir kitabı da yoktur. Ancak ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar 'Ziya'ya Mektuplar' adı altında kitaplaştırılmıştır.
Yazın Yaşamı


Yazmaya okul yıllarında başladığını söyleyen Tarancı, şöyle demektedir: "Edebiyata karşı duyduğum heves Fransız Mektebine kadar gider. Annemden uzakta bulunmam, mektepteki yabancı ve kasvetli hava zaten mariz olan ruhumu büsbütün karartmıştı. Annem yazdığı uzun mektuplarda bu karanlıkları biraz da sınıfta okuduğumuz edebî parçalardan ilham alarak, parlak kelimeler, göz kamaştırıcı teşbihler ve süslü cümlelerle anlatmaya çalışıyordum".

Tarancı, ilk şiirinin, "yirmi kadar manzumesini götürdüğü ve tek bir manzumeyi seçen" Halit Fahri (Ozansoy) tarafından Servet-i Fünun dergisinde yayımlandığını belirtmekte ve "imzamı gördüğüm gün yirmi dört senelik hayatımda bir işini bir daha bilemeyeceğim bir esvinç içinde idim" demektedir. Muhit dergisinde de şiirler yayımlayan (1930) Tarancı, sonraki yıllarda Varlık, İstanbul, Doğuş, Yaratış gibi dergilerde yazı hayatını sürdürmüştür.

Takma adlarla ve imzasıyla ara sıra öykü de yazan, ama bunları şair kimliğine yakıştıramayan Tarancı, yaşamının sonuna kadar eksilmez bir aşkla şiire bağlı kalmıştır.

Tarancı, "Otuz Beş Yaş" adlı şiiriyle C.H.P. Yarışması'nda birincilik kazanmıştır (1946).

timpanik 08.08.2006 20:10:09



(1910-1956)
Diyarbakır'da doğdu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Mülkiye Mektebi'nde okudu. Paris'e gitti. ikinci Dünya Savaşı çıkınca geri döndü. Çevirmenlik yaptı. Ağır bir hastalığa yakalandı. Viyana'ya götürüldü. Orada öldü. Ankara'ya getirilip toprağa verildi. Otuz Beş Yaş şiiriyle ün yaptı. Hayat, aşk ve ölüm, şiirlerinin başlıca temalarını oluşturmaktadır. Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel ve Sonrası adlı şiir kitapları bulunmaktadır.

Şiirlerinden örnekler;

DESEM Kİ
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lâzım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.



AŞK
Açınca baharın dişi gülleri,
Bir başka rüzgâr eser bahçelerde.
Dinle çılgınca öten bülbülleri;
Sorma niçin düştüğünü bu derde.

De ki: – Aşktır şâdeden gönülleri;
Perişan, berbat eden gönülleri.
Aşk söyletir en yanık türküleri,
Ay buluta girdiği gecelerde.


BİR ÖLÜNÜN ARDINDAN

Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselâm;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alâkam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben bu çiçeklerim.

sonbahar 23.01.2008 12:21:31

1 Ocak 1910'da Diyarbakır'da doğdu. Mülkiye Mektebi'nde başladığı yüksek öğrenimini, Paris'te Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tamamlamak istediyse de, İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine, yurda dönmek zorunda kaldı. Çevirmen olarak çalıştı. Ağır bir hastalığa yakalandı. Tedavisi için gönderildiği Viyana'da öldü. Ankara'da toprağa verildi.








Sayfa: 1