Kahramanmaraş Tarihi Arşivi indir, Kahramanmaraş Tarihi Arşivi download Kahramanmaraş Tarihi Arşivi full Kahramanmaraş Tarihi Arşivi resimleri Kahramanmaraş Tarihi Arşivi videoları, Kahramanmaraş Tarihi Arşivi izle, Kahramanmaraş Tarihi Arşivi seyret, Kahramanmaraş Tarihi Arşivi rapidshare.com divx, dvdrip, full, mp4 Kahramanmaraş Tarihi Arşivi no rapid, Kahramanmaraş Tarihi Arşivi tek link, Kahramanmaraş Tarihi Arşivi filmi, filmleri,




Anasayfa    Türk ve Dünya Kültürü - Tarihi

Konu: Kahramanmaraş Tarihi Arşivi
Sayfa: 1

JuLieT.. 05.10.2008 19:26:20

Bayrak Olayı

Kasım 1919'da Osmaniye Askeri Valisi Guvarnör Andre Kahramanmaraş'a geldi. Fransız ve Ermeniler coşkun bir törenle Guvarnör Andre'yi karşıladılar. Ermeniler ellerinde Fransız bayrakları olduğu halde, "Yaşasın Ermenistan, Yaşasın Fransa" gibi sloganlar atarak Yüzbaşı Guvarnör Andre'nin şehre girişine eşlik ettiler. Ermeniler, Yüzbaşı Andre'nin gelmesinden iyice cesaret aldılar. Ermenilerin bu çılgın şimarıklıkları karşısında Kahramanmaraşlılar iyice coşmuş, şahlanmaya hazır hale gelmişlerdi.

Ermeni ve Fransız topluluğu Hükümet binasının önüne kadar geldiler. Yüzbaşı Andre kendisine ayrılan odaya girdi ve bayrak meselesi üzerinde talimat vererek, kaleye bundan böyle Türk Bayrağı'nın çekilmemesini istedi. Ermeniler Yüzbaşı Andre'yi ziyarette bulundular. Andre, o gün çeşitli ziyaret ve görüşmelerden sonra Hırlakyanlar'ın konağına gitti.

Ermeniler, Türklerin Guvarnör Andre'nin davetine gelmemelerine çok bozuldular. Bunu kendilerine göre; Türklerin bir hakareti saydılar. Türk Bayraklarının indirilerek, yerlerine Fransız bayrağının çekilmesinin düşüncesi her tarafa yayıldı. Fransızlarda bu anı düşünüyorlardı.

Fransız komutanının emri ile hükümet konağındaki Türk bayrağı indirildi, ama Kale'deki Türk Bayrağı dalgalanıyordu. 0 gece Ermeni Hırlakyan'ın evinde Guvarnör Andre şerefine bir ziyafet ve eğlence yemeği tertiplendi. Yemek ve eğlence esnasında Hırlakyan'ın ilgi çekici ve güzel iki torunu olan Virjini Helena ve Victor geceye renk katıyordu. Yüzbaşı Andre Virjini Helena ile tanışarak, onu dansa davet etti. Virjini Helena "Aziz Guvarnör şerefine dansetmek isterim, ancak, ne Fransız ne de Ermeni bayrağının bulunmadığı bir yerde dans etmeyi sevmem. Kahramanmaraş Kalesinde Türk bayrağı yerine Fransız bayrağı gördüğüm zaman olur" diye dans tek*lifini reddetti.

Virjini Helena'nın bu dişi yılan sözüne kulak veren Andre, askerlere emir vererek, kaledeki Türk Bayrağı'nın indirilmesini istedi. 0 sırada kalede 5 Türk ihtiyat askeri vardı. Kaledeki diğer tüm asker Fransız olduğundan, Türk askerleri ses çıkaramıyorlardı


27 Kasım 1919 Perşembe günü gece yarısı, Türk Bayrağı Kahramanmaraş Kalesinden indirilerek bir kenara bırakıldı. 28 Kasım 1919 Cuma günü Kahramanmaraşlılar kaledeki Türk bayrağının indirilmiş olduğunu gördüler.
Kalenin yakınında evi olan Kısakürekzadelerden Avukat Mehmet Ali Bey, olayı görür görmez, hasta yatağında hemen bir bildiri hazırlayarak çoğalttı. Sabah namazında bütün camilere ulaşan bildiri okundu ve Kahramanmaraş'a bir anda yayıldı.

Halk bu durumdan bir anda çok tedirgin oldu. Duyan herkesin tüyleri kabardı ve halk adeta şaşkına döndü. Adeta patlama noktasına gelen Kahramanmaraşlılar bir işaret bekliyorlardı.


HalkIn heyecanInI artIran duyurunun esasI şuydu:

"Ey Necip Osmanlı Milleti, vaktine hazır ol. Binüçyüz seneden beri Hz. Allah'ı ve Peygamber-i zişanını hizmetinle razı ettiğin bir din ölüyor. Yani ecdadının kanı pahasına fethettiği bir kalenin burcundaki alsancağın, bugün Fransızlar tarafından indirilip yerine kendi bayrağı konuldu. Şimdi acaba yerine koyacak, sende birkaçyüz illam gayreti hiç mi yok? Karışıklık arzu etmeyelim yalnız pürvakar ve azametli olarak o alsancağımızı geri yerine koyalım. Tekrar kemal-i muhabbetle yerlerimize dönelim. Korkma, korkma seni buradaki birkaç Fransız kuvveti kıramaz. Sen mütevekkilen Allah'a mevcudiyetini gösterecek olursan, değil birkaç Fransız kuvveti hatta bütün Fransız milleti kıramaz buna emin ol"
Bu bildiriyi okuyan ve duyan Kahramanmaraşlılar akın akın Ulucami'ye toplanmaya başladılar.

Namaz vakti geldi. Ezan okundu. 1000 civarında bulunan Cemaat Namaz'ın sünnetini kıldıktan sonra, Ulu Camii imamı Rıdvan Hoca minbere çıkarak hutbeye başladığı sırada dışarıda bir gürültü koptu. Şerbetçioğlu Mehmet "Sancağı çıkarın" diye bağırırken gürültü içeriden duyuldu. İçerde de "Bayraksız namaz kılınmaz" sesleri işitildi.



Buna Rıdvan Hoca'nın "Hürriyeti olmayan bir milletin Cuma Namazı kılması caiz değildir" sözü de eklenince, cemaat minberdeki sancağı alarak dışarı çıktı. Bu sancağın altında toplanan insan seli kaleye doğru akarken, yerinden gidemeyen ak sakallı bir yaşlı dede de "Haydin Babam, vatan kavgasıdır, Din kavgasıdır bu" diyerek Kahramanmaraşlı cemaati dahada coşturdu. Kalede bulunan Fransız jandarmaları, silahlı bir çatışmayı göze alamayarak arka kapıdan kaçtılar.

Tekbir ve tevhit sesleriyle kaleye ilk ulaşanlardan Zalhocaoğlu Osman (Osman Erşan ), bir kenara atılmış olan Türk Bayrağı'nı hürmetle öpüp başına koyduktan sonra tekbir sesleri arasında onu eski yerine astı. Bazılarının beraberinde getirdikleri bayraklara gerek kalmamıştı. Cuma namazı toplu olarak Bayrağın gölgesinde eda edildi. Birkaç el silah atılarak bayrak selamlandı ve sevinç gösterisinde bulunuldu. Kin ve nefretten ağlamayı unutmuş olan gözlerden sevinç gözyaşları akıyordu. Mahalle evlerinin pencerelerinden bu muhteşem olayı izleyen Türk kadınları ve çocukları da sevinçten gözyaşlannı tutamadılar. Bu arada bütün Ermeni ve Fransızlar, Türk'ün bu azim ve kararlılığı karşısında şaşırıp kaldılar. Dirençleri tamamen kırıldı.

Kaleye çekilen Türk Bayrağı Kahramanmaraşlıların heyecanını yatıştırmaya yetmedi. Halk heyecan içinde hükümet konağının önüne geldi. Orada Mutasarrıf Ata Bey ve Guvernör Andre ile karşılaştılar ve onlarla tartışmaya başladılar. İşte bu sırada Guvernör'ün Ermeni tercümanı Vahan söze karışarak "Bir bez parçası için bu kadar gürültü çıkarmaya ne lüzum var" deyince halk hiddetle tercümanın üzerine yürüdü. Bunun üzerine Guvernör'ün Yaveri İshak kamasını çekerek halka hücum etti. Kayabaşı Mahallesi'nden Nacar Ahmetoğlu Mehmet yaverin bir şey yapmasına fırsat vermeden elindeki kamayı aldı. Kocabaş Hacı Nacioğlu Mahmut da yaveri bir güzel dövdü. Guvernör Andre silah kullanmamaları için Fransız Jandarmalarına emir verdi ise de Türk jandarmaları ellerini daha çabuk tutarak süngü taktı ve vuruşmaya hazır oldu. Mutasarrıfın müdahalesi ile o an için vuruşma önlendi. Bu olay Fransızları hem sinirlendirdi hem de daha tedbirli olmalarını sağladı.



Ertesi gün dükkanlar, çarşı ve pazar açılmadı. Guvernör yanına tercümanını da alarak sokağa çıktı. Amacı şehri dolaşarak Türklerle konuşmak, halkın nabzını yoklamak ve kamuoyunu sakinleştirmekti. Nakip Camii önüne geldiğinde Aşıklıoğlu Hüseyin adındaki gençle karşılaştı. Aralarında özetle şu konuşma geçti:
Guvernör Andre:
"Bir bez parçasından başka bir şey olmayan bayrak için dün bu kadar gürültü yaptınız. İstesem hepinizi yok edebilirdim, yapmadım. Yarın top tüfek kullanacak olursam ne yaparsınız? Çoluk çocuğunuza acımıyor musunuz?"

Aşıklıoğlu Hüseyin:
"Ben anamdan doğdum kalede bayrağımı gördüm. Ölünceye kadar da göreceğim. Biz bütün Türkler böyleyiz. Onu görmemek için ya kör olmak ya da ölmek lazım. Kör değilim. O halde onu görmezsem öldüm demektir. Hem bilir misiniz, bayrak için ölmek bizde şehit olmaktır ve en büyük şereftir.


Yalnız ben değil, küçük-büyük, kadın-erkek bütün Kahramanmaraşlı Türkler, her Cuma sabahı uyanınca ilk önce kaleye bakar, bayrağımızı görürüz. Yaşadığımızı anlar ve Allah' a şükrederiz. Sen bizi topla tüfekle susturacağını sanma. Bir gün senin silahlarınla karşılaşacak olursak, biz çoluk çocuğumuza top tüfek sesi duyurmayız. Önce onları biz öldürürüz, sonra evlerimizi ateşe veririz. Arkamızda bekleyenimiz, ağlayanımız kalmadıktan ve şehir kül olduktan sonra da karşına çıkarız. O zaman istersen bütün dünyanın silahlarını getir, bizi ölümden korkutamazsın."


Aşıklıoğlunun bu konuşması daha sonra mücadele parolasının kaynağı olacaktır.


"Maraş bİze mezar olmadan, Düşmana gülzar olamaz."

JuLieT.. 05.10.2008 19:27:37

Maraş Adının Kaynağı

Maraş adının nereden geldiği ve anlamının ne olduğuna dair birkaç görüş ileri sürülmektedir. Ünlü tarihçi Herodot, Maraş şehrini Hitit komutanlarından Maraj adlı birisinin kurmasından dolayı şehre Maraj adı verildiğini belirtmektedir. Hitit İmparatorluğu ( M.Ö. 2000 - 1200 ) zamanında bu devletin önemli merkezlerinden biri olan şehrin adı, Hititlerden kalan yazıtlarda Maraj ve Markasi şeklinde geçmektedir. Maraş'ın adının Hititlerden geldiğini doğrulayan Asur kaynaklarında bu şehrin adı Markaji şeklinde geçer. Asur krallarından Sargon'un zamanından kalan Boğazköy yazıtlarında Maraş'ın adı geçmektedir.Hitit Devleti'nin merkezlerinden biri olan Maraş'ın adı bu dönemde Gurgum şeklinde belirtilmektedir.
M.S. I. yüzyılda Roma İmparatorluğu bölgeyi ele geçirince Maraş'ın adı Germanicia olmuştur. Roma ve Bizans İmparatorluğu döneminde bu adla anılan şehir Müslümanlar tarafından fethedilince ilk şekli ile kullanılmaya başlanmıştır. Arap alfabesinde "j" harfi olmadığından Mer'aş şekline dönüşmüştür. Bunların yanında Maraş adının Arapça "zelzele - titreme" anlamına gelen "Re'aşa" fiilinden türeyerek "Mer'aş" olduğunu da iddia edenler bulunmaktadır. Osmanlılar döneminde şehrin adı bölgede Dulkadiroğulları Beyliği'nin kurulmasından dolayı Zülkadir şeklinde de ifade edilmektedir.

JuLieT.. 05.10.2008 19:30:12

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Kahramanmaraş Döğme Dondurmasının Tarihçesi

Osmanlılar döneminde saraylarda "karsambaç" adı verilen bir yiyecek türü varmış... Bu yiyeceği
yapmak için, dağların pek güneş görmeyen yamaçlarında kuyular açılır ve bu kuyular kış
mevsiminde karla doldurularak saklanırmış. Yazın sıcak günlerinde, süt ve diğer çeşitli meyve
suları bu karla karıştırılarak soğutulurmuş (Bu halen Kahramanmaraş'ta yapılıyor).
Daha sonra bu karışıma o sıralarda Halep'ten gelen şekerde eklenmiş.
Zaman zaman şekerin dışında pekmez ve balda katılmış.

Osmanlı saraylarına ve asil konaklarına yabani orkide (sahlep) satan Maraşlı Osman Ağa,
yörede "cinsel gücü artırıcı" olarak bilinen bu içeceğin artanını bir gün saklamak için kara
gömmüş.Ertesi günü baktığında, sahlebin kıvamındaki değişiklik dikkatini çekmiş. Süt, şeker ve
sahlep karışımının yoğunluk kazandığını ve sakız gibi uzadığını görmüş. Bu yeni gıda maddesinin
tadına bakan herkes pek çok sevmiş. Sahlepli karsambaç olarak başlayan bu gelişme üç kuşak
sonra Maraş Dondurması olarak tanınmaya başlamış.Kahramanmaraş'ı çevreleyen Ahırdağı'nın
yamaçlarında özellikle kekik, keven gibi rayihalı otlarla beslenen keçilerin sütünden, birinci kalite
sahlepten üretilen bugünkü Kahramanmaraş Dondurmasındaki en büyük özellik sütün keçi sütü
olmasından kaynaklanıyor. Ahırdağı yamaçlarında beslenen keçilerin sütü önce bir eksper
tarafından kontrol ediliyor. Özellikle sütteki yağ oranının belirli bir yüzdenin altına düşmemesi
gerekiyor. 90 derece sıcaklıkta kaynatılan sütler, mikroorganizmalardan arındırılıyor. Daha sonra
bu süte önce sahlep, ardında şeker katılıyor. İyice karıştırılan bu karışım, 6-8 saat dinlendirdikten
sonra eksi 6 derecede soğutulduktan sonra tüketime sunuluyor.
İçerisinde A B C D ve E grubu vitaminleri ile kalsiyum fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum
demir ve çinko gibi minerallerde bulunan Kahramanmaraş dövme dondurmasının 100 gr. sade
dondurmada 135 mg kalsiyum, 115 mg fosfor, 100 mg. sodyum, 160 mg. potasyum, 0,1 mg.
demir, 130 mg. A vitamini, 0,21 mg.E vitamini 0,25 mg. B vitamini ve 0,13 mg. diğer vitaminlerden
olduğu tesbit edilmiştir.
Bugün, Kahramanmaraş dövme ve meyveli dondurma çeşitlerinin, Yaşar Dondurma (Mado), Ferah
Dondurma (Edo) ve Kervan Dondurma (Alpedo) kuruluşları tarafından yurt içi ve yurt dışında
dağıtımı yapılmaktadır.
Kahramanmaraş Dondurması halen A.B.D., Avustralya, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan,
Çin, İngiltere, G.Kore, S.Arabistan, Tunus, Yugoslavya, Kıbrıs, Mısır gibi ülkelere Mado ve Edo

Yemekler (Yöre Mutfağı)
Yöremizde kültürel değerlerin bir öğesi de yemek ve tatlılardır. Özellikle yöremizde kış için
tarhana, bulgur, döğme, nişasta hazırlanır. Biber, patlıcan, kabak, bamya ve fasulye gibi yiyecekler
kurutularak saklanır. Kahramanmaraş'ta yaylacılığın olduğu kesimlerde yağ,. peynir ve yoğurt yaz-
kış beslenmenin ana öğeleridir. Genel olarak Et ve döğme, bulgur gibi ürünler beslenmede
önemlidir. Hemen her türlü yemekte kırmızı biber kullanılır.

Geleneksel et yemeklerinin başlıcaları
Saç kavurması, Yahni, Külbastı, İçli Köfte, Et böreği ve Leğen çorbasıdır. Etlilerde baharat
kullanımı yaygındır. Bezdirme, bazlama, yufka, şepit ve bükme yörenin ekmek türleridir.

Yöreye özgü yemekler

Çorbalar
Tirşik Çorbası, Ekşili Çorba, Dövmeli Mercimek Çorbası, Yoğurtlu Dövmeli Çorba, Maraş Paçası.

Lapalar
Pıtpıt Lapası, Bulamaç, Kabak Lapası.

Köfteler
Simit, Kısır, İçli, Sömelek, Suluyağlı, Ekşili, Yoğurtlu, Yavan, ve Eşkili Aya köfteleridir.

Pilav ve Börekler
Maraş pilavı, Döğme aşı, Tavuklu pilav, Peynirli Börek, Çökelekli börek, Bayram çöreğidir.

Tatlılar
Dondurma, Un sucuğu, Pestil Sucuğu, Harmanda baklava, Fıstık ezmesi, Bastık, Pestil,
Çullama, Kırma, İlende, Hapısa, Gün pekmezi ve Ravanda'dır.Kahramanmaraş'ın döğme dondurması, baklavası, fıstığı, kırmızı biberi ülkemizde ve ülke
dışında da İlimizin tanıtımında etken olmuştur.

JuLieT.. 05.10.2008 19:32:55


Kahramanmaraş..

Anadolu''nun en eski şehirlerinden ve kültür merkezlerinden biride Kahramanmaraş''tır. Halen tamamen işlenmemiş olan folklorunun zenginliğine, yetiştirdiği alimler ve sanatçılara kadar halkında katkısı olmuştur. Eski tarihlerden beri Kahramanmaraş''ın tabii afetlere maruz kalması, zaman zaman yer değiştirmesi ve tarih boyunca istilalara uğraması, İstiklâl Savaşında şehrin yanması, pek çok mimari ve kültür eserinin yok olmasına sebep olmuştur. Eskiden her Camii medresesinin halk tarafından kurulup yönetilen gayrî resmi birer okul ve kültür merkezi olduğu, bazı Camiiler de el yazması dinî ve çeşitli ilmî kitapları kapsayan kütüphaneler olduğu anlaşılmaktadır. Gerek bahsettiğimiz yangınlar gerekse bu kitapların, değerini bilmeyen ellere düşmesi neticesinde çoğu ortadan kaybolmuş, toplamak imkanı da olmamıştır.
Cumhuriyetin kurulması ile bütün yurtta olduğu gibi, eğitim ve öğretim alanında Kahramanmaraş''ta da yeni bir devreye girilmiş ve günümüze kadar hızlı gelişmeler devam ede gelmiştir.

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın


JuLieT.. 05.10.2008 19:35:18

MARAŞ DESTANI

Reşit SELÇUK



Büyüklerin içini titretirken anışı,
Benliğimde duyardım intikam uyanışı
Nasıl Siper olmuştu yurda gövde, kel ve baş
Hatıran en ulvidir, Ölmez kahraman Maraş.

Cihan yakan ateş En son bizi yakmıştı,
Yenilmez milletimiz silahı bırakmıştı
Kesilir sanmışlardı Türkün azimkar sesi
Düşmanlara hız verdi Mondros mütarekesi.

Tarihe açılıyor derlerken yeni bir devr,
Kollarımız bağlandı ve imzalandı sevr,
Kahredici bir elin imza attığı kağıt
Milletine vermişti hiç dinmeyen bir ağıt

Akıyordu dört yandan yurda düşman sanki sel,
Sarıyordu vatanı hain, canavar bir el
Her taraftan üşüştü düşmanlar alay alay
Zannettiler ki söner tarih yapan yıldız, Ay


İstanbulu, İzmiri, daha nereleri var
Kapış, kapış edildi yaralı olan diyar,
Haykırdılar cihana, Kırdık Türkün belini,
Bin asırlık ejderin getirdik ecelini.

Binbir türlü entirika, Binbir türlü emelle,
Yakalanır sandılar Türk denen ejder elle.
Esirlik yazmamıştı Türke taptığı ilah,
İmandı ona kuvvet, İnamdı ona silah.

Hürra sedalarile mahzun ettiler ayı.
Sandılat biersuy yapmaz başı bozuk alayı.
Bastıkları yerlere dikerek zafer taşı,
Birgün işkal ettiler böylelikle Maraşı

Maraşlının bağrında bir alev oldu o an.
Evliyalar yurduna kahbeler doldu o an.
Kollarını sallayıp gezdiler sokak sokak;
Mazlumlara zulmedip ezdiler sokak, sokak,


İndirdiler kaleden kahraman yıldız, Ayı,
Astılar şevk içimde paçavrayı.
Gözleri kan bürüdü, kalpler kor oldu o an.
Hücum marşını çaldı evvela sütçü İmam

Allah, Allah diyerek Maraşlı
Ölümü hiçe saymış, Koşuyordu Maraşlı
Vatanın siperiydi, Her bir gövde, kol ve baş
Fedailer yatağı oldu Kahraman Maraş.

Türkün ölmezliğinim geldi, haykırmak çağı.
Hainleri yok etmek, vurmak ve kırmak çağı.
Sardı etrafı bütün bu ateşin alevi,
Düşmana mezar oldu Maraşın her bir evi.

Baba, oğul, kadın, kız döğüştüler başbaşa,
Sarıldılar sopaya, kazmaya, bele, taşa.
Binbir ölüm saçtılar düşmanın tepesine,
Kaçacak yer aradı hainler sine sine,

Mehmet hiç düşünürmü üç günlük Fatmasını,
Anne gömdü bağrına seferberlik yazısını.
Evlet yetiştirmişti ölmek için bu güne,
Nişanlısı cephede hiç dururmuydu Döne.

Yediden yetmişe de, dövüştü baba, kardeş,
Yağdırdılar düşmana bin bir ölüm ve ateş,
Ne destanlar haykırır dile gelirse taşı,
Bir avuçta kurtardı Maraşlılar Maraşı.

Her kahraman sanki bir efsaneden tufandı.
Ecdadının durmayın, vurun dediği andı.
Her tepesi bir kala her taşı bir mezardı,
Yurdunu çiğnetmek Türke ardı.

Ey gözü yaşlı baba, beli bükülmüş Nine,
Sil gözünün yaşını bak, yurdunun haline
Tarihin bağrına düşmüş şehit oğlun uyanıyor.
Türklük tek tab olmuş, hepsi şehidini anıyor.

Ey mezarı tarihin sinemi olan yiğit,
Ey milletin kalbinde imanı bulan yiğit;
Her adımda diksekte senin için binbir taş.
Hatıran ebedidir, Abide olmuş Maraş.

Ey şehit oğlu Asker, hiç düşünme babanı,
Mukaddes yurda aktı onun mübarek kanı.
Bu toprak yalnız seni şehit baban şad olsun,
On iki Şubat sana mukaddes bir yad olsun.




REŞiT SELÇUK (1926- )

1951de veteriner fakültesinden mezun oldu. Malatya, Maraş, Konya ve Ankara illerinde veteriner teşkilatında çalıştı. Şube müdürlüğü ve daire başkanlıklarında bulundu. 1981 yılında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından emekli olduktan sonra Türkiye Geliştirme Araştırmaları Vakfında proje tanışmanı olarak hayvancılığın her dalında örnek işletmeler kurdurdu. Türk Veteriner Hekimleri Derneği ve Odasında yönetim kurulu üyeliklerinde ve oda başkanlığında bulundu. Dayanışma, Modern Hayvancılık ve Ekonomi dergilerini yönetti. Bu dergilerde baş yazı, mesleki yazı ve çok sayıda şiir yazdı. Şiirleri kafiyeli, hece veznindedir. Bilhassa 1955 tarihinde bir mahalli gazetede yayınlanan K.Maraş destanı şiiriyle, şiirde zirveyi yakalayarak Maraşta TBMMden 18 yıl önce Kahraman unvanını takmıştır. Foto dinamizm adlı broşürü, insanlarda görülün kist hidatik olaylarının orjini ismli araştırması, hayvancılıkta yetiştirme tekniği ve Veterinerliğin bir nevi ansiklopedisi sayılan Veteriner Hekimlik Tıbbi ve Teknik Başvuru Kitabı hayatının her anında kalemi elinden düşürmeyen Selçuklunun yayın hayatı hakkında hatırlananlar.

Sayfa: 1