Ergenlik ve depresyon
19.05.2008
->
Ergenlik ve depresyon
‘Özellikle kız ergenlerde depresyon ve kaygı bozukluklarına daha sık rastlanır’ diyen uzmanlar belirtilere karşı anne - babaları uyarıyor…
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Mücahit Öztürk, özellikle kız ergenlerde depresyona daha sık rastlandığını belirterek, “Ergenlerde çabuk sinirlenme, öfkesini kontrol edememe, önceden zevk aldığı ÅŸeylerden zevk alamama, günün önemli bir bölümünde kendini hüzünlü hissetmelerinin depresyonun ilk belirtileri olabilir” dedi.
Doç. Dr. Öztürk, ergenlik döneminin birçok ruhsal bozukluk için riskli bir zaman dilimi olduÄŸunu, bu dönemdeki ruhsal bozukluk oranının araÅŸtırmalarda yüzde 8 ile yüzde 21 arasında bulunduÄŸunu anlattı. “Özellikle kız ergenlerde depresyon ve kaygı bozukluklarına daha sık rastlanır” diyen Doç. Dr. Öztürk, ergenlik dönemindeki depresyonu tanımanın anne ve baba için zor olacağını söyledi. Doç. Dr. Öztürk, şöyle devam etti:
“Ergenlerde çabuk sinirlenme, öfkesini kontrol edememe, önceden zevk aldığı ÅŸeylerden zevk alamama, günün önemli bir bölümünde kendini hüzünlü hissetme, depresyonun ilk belirtileri olabilir. Bu dönemde ergenin ders baÅŸarısında ve sosyal iliÅŸkilerinde bozulmalar gözlenebilir.
Kaygı bozuklukları içinde ergenlerde daha sık rastlanan, saplantılar ve sosyal fobidir. İstemeden ve saçma olduÄŸunu bildiÄŸi halde bazı hareketlerin tekrarlanması ve tekrarlayan düşüncelerin zihinden atılamaması olarak tanımlanabilecek olan saplantılar arasında en sık karşılaşılanı ise temizlik, kontrol, sayı sayma, düzen, dokunma ve zihinden uzaklaÅŸtırılamayan düşüncelerdir. Sosyal fobisi olan ergenler sosyal ortamlarda bulunduÄŸunda aşırı sıkıntı duyar ve bu ortamlara girmekten kaçınırlar. ÖrneÄŸin, sınıfta ya da grupta konuÅŸmakta zorlanır. ArkadaÅŸ iliÅŸkilerinde çekingen davranır. İliÅŸkiyi baÅŸlatmakta ve devam ettirmekte zorlanır. Dolayısıyla toplu ortamlarda bulunmaktan uzak dururlar.”
BAYILMA VE SİNİR KRİZLERİ
Kız ergenlerin yaşadıkları gerginlik ve duygusal çökkünlükleri dışa, bayılma ve sinir krizleri geçirme şeklinde vurabildiklerini vurgulayan Doç. Dr. Öztürk, bu durum göz ardı edilmeden çökkünlük ve gerginliğin nedenlerinin araştırılması gerektiğini anlattı.
Doç. Dr. Öztürk, kız ergenlerde dikkat edilmesi gereken bir noktanın da yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler olduğunu ifade ederek, şöyle dedi:
“Beden imajına önem veren kız ergen, kilo verme amaçlı yemeyi azaltır ve diyet yapar. Kontrolsüz ve saÄŸlıksız yapılan bu diyet zaman içinde aşırı kilo kaybı ve çok ciddi saÄŸlık sorunlarına neden olabilir. Yemeyi bilinçli ve sürekli bir ÅŸekilde reddetme hastalığı olan anoreksia nevroza kız ergenlerde görülen bir sorundur.
Bu ergenler zayıf olmalarına ve sürekli kilo kaybetmelerine raÄŸmen kendilerini hala ÅŸiÅŸman ve kilolu hissederler. Adeta kilo almaktan korkarlar. Dolayısıyla ailenin ergenin yeme davranışındaki var olan aşırı deÄŸiÅŸikliÄŸe kayıtsız kalmaması gerekir. Diyet yapılacaksa mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır.”
Aileleri dikkatli olmaları konusunda uyaran Doç. Dr. Öztürk, ergenlerin ders dışında mutlaka bir sosyal faaliyetinin olmasının sağlanması, özellikle spor etkinlikleri ve gencin tercih edeceği sanatsal faaliyetler üzerinde durulması gerektiğini söyledi. Kız ergenlerin bedenlerindeki değişikliklerle de fazlaca ilgilendiklerini ve kendilerini akranlarıyla karşılaştırdıklarını da dile getiren Doç. Dr. Öztürk, şöyle dedi:
“Akranlarına göre ya ÅŸiÅŸman, ya kısa, ya uzun, ya çirkin, ya daha sivilcelidir. Bu deÄŸiÅŸikliklere anne tarafından hazırlanmayan bir ergen, yoÄŸun endiÅŸe ve utanç duygusu yasayabilir. Hormonal deÄŸiÅŸikliklerle birlikte ergende cinsel dürtülerin de ortaya çıkışı erken yaÅŸta cinsel davranış riskini de artırır. Bu da cinsel yolla bulaÅŸan hastalıklar ve gebelik gibi istenmeyen ve tehlikeli sonuçlar doÄŸurabilir.”
Kimlik oluÅŸumu sürecinin ergenlik döneminde sonlandığına da dikkati çeken Doç. Dr. Öztürk, “Kim olduÄŸunu, yaÅŸam amacını, deÄŸerlerini ve geleceÄŸi sorgulayan ergen bu süreçte cinsel, toplumsal ve mesleki kimliÄŸini de oluÅŸturur. Bazen bu süreç sosyal uyumu hafif derecede bozacak nitelikte çalkantılı geçer ki, bu duruma kimlik krizi diyoruz. Kimlik krizi sonunda ergen, saÄŸlıklı kimlik geliÅŸimini tamamlayabilir. Ancak, ruhsal çökkünlük, davranış sorunları, aşırı taÅŸkınlık ve öfke nöbetleriyle seyreden kimlik kargaÅŸası durumu da yaÅŸanabilir” dedi.
No TagsKategori: Bilim Teknoloji ve Saglik
