divx - Lost

Teknoloji Haberleri - Computer software - Gebelik ve doÄŸum, anne ve çocuk saÄŸlığı Kadın saÄŸlığı - Ev ve tekstil ürünleri Nevresim takımları, yatak örtüleri, - Hastalıklar tedavisi belirtileri hastalıkların nedenleri - Teknoloji ve Bilimsel AraÅŸtırmalar - Tatil KÖyü, Tatil Yerleri ve Tatil Mekanları -  


Kategori 'Bilim Teknoloji ve Saglik'

Diş eti Hastalıkları

Diş eti Hastalıkları

Dişeti iltihabı (piyore) nedir?

Periodontitis ya da halk arasında bilinen adı ile ‘piyore’ diÅŸleri saran kemik ve diÅŸeti dokularinin iltihabıdır. DiÅŸler ağız içinde görebildiÄŸimiz kron kısmı ve çene içine gömülmüş ‘kök’ten oluÅŸmuÅŸtur. Kökler kemik için de ince lifler yardımı ile tutunmaktadır. Bunun yanında çene kemiÄŸinin iç yüzünü saran pembe diÅŸeti’de diÅŸin boyun kısmına yapışır. DiÅŸeti iltihabı sadece gözle görülen diÅŸetini deÄŸil, kemik dokuyu da etkileyeceÄŸinden kontrol altına alınmayan bir diÅŸeti rahatsizlıgı sonuçta çürüksüz diÅŸlerin sallanmasına ve çekilmesine neden olacaktır.

Dişeti iltihabı nasıl baslar?

‘Dental plak’ da denilen mikrop tabakasının diÅŸler üzerinde birikmesine izin verilirse bu tabaka içinde yaÅŸayan bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler diÅŸetlerinde iltihaba yol açar. DiÅŸeti hastalığının bu erken dönemine ‘gingivitis’ denir. Gingivitis aÅŸamasi Resim 1′de görüldüğü gibi hafif kızarıklıkla kendini belli edebileceÄŸi gibi görüntü olarak daha hafifte olabilir.

Dental plak nedir?

‘Dental plak’ diÅŸler üzerinde düzenli olarak biriken mikrop tabakasıdır. Bu tabaka istenmeyen 2 ÅŸeyi oluÅŸturur.

Diş çürüğü
Dişeti hastalığı

Dental plak yumuşak ve renksizdir. Bu nedenle belli bir kalınlığa ulaşmadan görülemez. Yoğun olarak dişlerin araları ve dişeti-diş sınırında birikir. Bu tabakanın oluşumu engellenemez, ancak hergün düzenli dikkatli ve yeterli diş fırçalamak ile diş ve dişetlerine zarar verecek miktarda birikmesi önlenir. Diş araları gibi fırçanın ulaşamadığı bölgelerdeki plak, diş ipi ile temizlenir.

Sağlıklı dişeti nasıl görünür?

Saglıklı dişeti pembe ve dişleri sıkıca sarar durumdadır.

Dişeti hastalıklarına sık rastlanılır mı?

Evet diÅŸ çürüğünden daha sık. Neredeyse tüm eriÅŸkinler bir dereceye kadar bu hastalıktan etkilenir ve birçok vak’a da hiç çürüğü olmayan diÅŸler sadece sallandıkları için çekilirler.

İltihaplı diÅŸeti’nin görünümü nasıldır?

İltihaplı dişeti kırmızı ve / veya sis görünümündedir. Fırçalarken kanayabilir.

Dişeti iltihabının belirtileri nelerdir?

Dişeti rahatsızlıkları bazen fark edilemeden çok ilerlemiş olabilir. Bununla birlikte aşağıdaki belirtilerin bir ya da birkaçının birarada gözlenmesi dişeti rahatsızlığı olasılığını akla getirmektedir.

AÄŸiz kokusu
Kırmızı ve sis dişetleri
Ağızda tat bozukluğu
Dişetlerinin çekilerek diş kökünün açığa çıkması
Sallanan diÅŸler
Zamanla eğilen ya da çarpıklaşan dişler
Dişeti kanaması (diş fırçalarken ya da kendiliğinden)

Dişeti iltihabı tedavi edilir mi?

Evet. Ancak tedavi iltihabın ne derece ilerlediÄŸine baÄŸlıdır. Sadece ‘gingivitis’ safhasında yapılan tedavi yüksek baÅŸarı saÄŸlar. Tedavi süresince, diÅŸ hekiminiz diÅŸlerinizi diÅŸ taşından arındırıp diÅŸ fırçalama tekniÄŸinizi en iyi hale getirecektir. Bundan sonraki sorumluluk size düşmektedir. Usulüne uygun yaptığınız temizlik, diÅŸetlerini, pembe ve saÄŸlıklı görüntüsüne kavuÅŸturacaktır. Ancak tedavi’ye en kısa sürede baÅŸlanması ÅŸarttır.

Ağızdaki tüm dişler iltihaptan eşit olarak etkilenir mi?

Hayır. Temiz tutulabilen dişlerin etrafında dişeti rahatsızlığı görülmez. Hastalık, genellikle temizlenmesi zor olan arka dişler ve diş aralarında gözlenir.

Dişeti iltihabı nasıl yayılır?

Zaman içinde diÅŸ yüzeyine tutunan dental plak diÅŸeti seviyesinin altına uzanır ve iltihabı olayı yayar. Bu durum genellikle çok yavaÅŸ ilerler ve diÅŸe destek olan kemiÄŸin harabiyeti ile birlikte diÅŸ ile diÅŸeti arasında, normalde çok sığ olması (1-2 mm.) gereken bir boÅŸluk oluÅŸumuna neden olur. Bu ‘periodontal cep’ İltihabın yayılması ile daha da derinleÅŸir.

İşte ‘periodontitis’ diÅŸeti hastalıgının bu dönemine verilen addır. Yıkıma uÄŸrayan kemik miktarı arttıkça diÅŸler artan oranda sallanmaya baÅŸlar. DiÅŸeti ceplerinin derinleÅŸmesi çogu zaman beraberinde diÅŸeti apselerinin oluÅŸumuna neden olur. Bazı durumlarda da kemiÄŸin erimesini takiben diÅŸeti çekilir ve kökler görünecek ÅŸekilde ortaya çıkar. İltihabın bu derece ilerlemesi genelde aÄŸrısız oldugu için hasta, olayın farkında olmayabilir.

İlerlemiş diseti hastalığı (periodontitis) tedavisi nasil yapilir?

Tedavi size uygun diÅŸ firçalama ve diÅŸipi kullanma tekniklerinin öğretilmesi ile baÅŸlar. Daha sonra ki basamak ise doktorunuz tarafından diÅŸleriniz üzerindeki diÅŸtaşı ve ‘dental plak’ın temizlenmesidir. Bu iÅŸlem genellikle birkaç randevu gerektirir. Tedaviniz bittikten sonra, üzerinize düşen diÅŸ ve ağız temizliÄŸini yaparsanız diÅŸetlerindeki kırmızılık ve sisliÄŸin ortadan kalktıgını ve sallanan diÅŸlerinizin çene kemiÄŸinize daha iyi tutundugunu izleyebilirsiniz. Bazı ileri durumlarda ameliyat olmanız doktorunuz tarafından önerilebilir. Böyle bir öneri ile karşılaÅŸtıysanız detaylı bilgi almak için lütfen diÅŸeti uzmanımız ile görüşünüz.

Dişeti ameliyatından sonra neler beklemeliyim?

DiÅŸeti ameliyatları ve diÅŸtaşı temizliÄŸi iÅŸleminden sonra diÅŸeti iyileÅŸmesinin doÄŸal sonucu olarak diÅŸetleri bir miktar küçülürler. İşte bu nedenle bazi vak’alarda diÅŸler uzamış gibi görünür. Tedavi öncesi hastalık ne kadar ileri ise bu küçülme miktarı o kadar fazladır. Bu durum hastaları sadece estetik olarak deÄŸil sıcak-soÄŸuk hassasiyeti ÅŸeklinde de rahatsız eder. Bu hassasiyet zamanla kendiliÄŸinden azalabileceÄŸi gibi yüksek flourür içeren diÅŸ macunlarının kullanılması ile de ortadan kaldırılabılır. DiÅŸeti ameliyatlarından sonra diÅŸler eskisine göre daha fazla sallanma gösterebilirler ancak bu 2-3 ay içinde tamamen ortadan kalkar.

DiÅŸeti hastalığının tek sebebi ‘dental plak’ mıdır?

Hem evet, hem hayır. Bazi insanlarin vücut savunma mekanızması çok gelişmiştir ve dişlerini fırçalamasalar bile çok ciddi boyutta dişeti rahatsızlığına yakalanmazlar. Bazıları ise diğer her yönden çok saglıklı olsalar bile, dişeti rahatsızlığına karsı dirençleri düşüktür ve ancak çok iyi bir ağız temizliği alıskanlığı ile hastalığa karşı koyabilirler.

Dişlerimi düzenli fırçalamama rağmen neden dişeti hastalığına yakalandim?

Büyük olasılıkla fırçalamayı tam ve etkin olarak yerine getiremiyorsunuz. Çoğumuz dişler ile dişetlerinin birleştigi bölgeyi tam anlamıyla temizlemenin ne kadar zor oldugunu bilmeyiz. Bu nedenle belki de fırçalama tekniğiniz ve sürenizin bir uzman yardımı ile düzeltilmeye ihtiyacı vardır. Ayrıca diş fırçasının kıllarının dişler arasına giremeyeceği, buraların ancak diş ipi ile temizlenebileceğini hatırlamalısınız.

Tartar ile plak aynı şey midir?

Hayır. Tartar ya da bilimsel adı ile kalkülüs dental plagin deÄŸiÅŸik bir ÅŸeklidir. Tartar, tükürük içinde bulunan kalsiyum’un dental plak ile birleÅŸip, sertleÅŸerek diÅŸler üzerine yapısması halidir. Tartar en sık alt ön diÅŸlerin arka yüzeyinde birikir. Bir kez oluÅŸması halinde tartar ancak diÅŸ hekimi ya da diÅŸeti hastalıkları uzmanı (periodontolog) tarafından temizlenebilir. Anti-tartar özelliÄŸi olan diÅŸmacunlari olusmuÅŸ tartarı ortadan kaldıramaz. Bir kalınlığa ulaÅŸmadan görülemez. YoÄŸun olarak diÅŸlerin araları ve diÅŸeti-diÅŸ sınırında birikir. Bu tabakanın oluÅŸumu engellenemez, ancak hergün düzenli, dikkatli ve yeterli diÅŸ fırçalamak ile diÅŸ ve diÅŸetlerine zarar verecek miktarda birikmesi önlenir. DiÅŸ araları gibi fırçanın ulaÅŸamadığı bölgelerdeki plak, diÅŸ ipi ile temizlenir.

UNUTMAYIN ! KENDİ DİŞ VE DİŞETİ SAĞLIĞINIZI KORUMAK, DİŞ HEKİMİNİZİN OLDUĞU KADAR SİZİN DE SORUMLULUĞUNUZDUR. LÜTFEN MUCİZE BEKLEMEYİN. DİŞETİ HASTALIKLARI UZMANI DOKTORUNUZ TARAFINDAN UYGULANAN DİŞETİ TEDAVİSİNDEN SONRA, DİŞETİ VE DESTEK DOKULARINIZIN SAĞLIĞI, ANCAK SİZİN AĞIZ BAKIMINA GÖSTERDİĞİNİZ İLGİ ÖLÇÜSÜNDE BAŞARILI OLABİLİR.

No Tags

Yorum Yazın 20.05.2008

Çocuklarda Ve Bebeklerde Uykusuzluk

Çocuklarda Ve Bebeklerde Uykusuzluk

Yaşamın ilk yıllarında uyku problemleri çok sık görülür. Uykuya dalmakta güçlük, gece yarısı uyanma, kabuslar ve uyurgezerlik sık rastlanan sorunlardır . Daha büyük çocuklarda yatağını ıslatma da sorun olabilir. Çocuklar ihtiyaç duydukları uyku süresi ve uykuya dalma süresi açısından farklılık gösterebilir. Ne kadar çabuk uyanıp ne kadar çabuk uykuya dalacağı her çocuk için farklılık gösterebilir. Ebeveynlerin en önemli görevi çocuklarına erken yaşta iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmak olmalıdır. Uyku problemlerinin çözülebilir olduğu unutulmamalıdır.

Süt çocukluğu dönemi

Yenidoğan çocuklar düzensiz bir uyku düzenine sahiptir ve bunun olgunlaşması yaklaşık altı ay sürer. Yenidoğan bebekler günde ortalama 16-17 saat uyumalarına rağmen bir kerede ancak 1-2 saat kadar uyurlar. Çocuklar büyüdükçe günlük uyku süresi gittikçe kısalır. Farklı çocukların farklı ihtiyaçları vardır. Altı aylık bir çocuğun bile geceleri kısa bir süre için uyanması normaldir ancak uyanıklık döneminin sadece birkaç dakika sürmesi gerekir.
Bebeğinizin ve dolayısıyla sizin geceleri daha iyi uyumanız için öneriler:

1)Bebeğinizi mümkün olduğu kadar sakin ve sessiz tutmaya çalışın. Geceyarısı çocuğunuzu beslemek veya altını değiştirmek gerektiğinde onu çok fazla uyarmayın çok fazla uyandırmayın
2)Çocuğunuzun gündüz çok uzun süre uyumasına izin vermeyin, gün içinde çok uyuyacak olursa gece uyanık olma ihtimali daha fazla olacaktır.
3)Bebeğinizin uykusunun geldiğine dair ilk belirtide yatağına yatırın . Bebeğinizin kendi başına uykuya dalmayı öğrenmesi gereklidir. Bebeğiniz uyuyana kadar onu kucaklamak veya sallamak geceyarısı uyandığında da aynı şeyleri yapmanızı gerektirir. Bu da çocuğunuzun uyumayı kendi başına yapabilmesini engeller.
4)Bebeğinizi emzikle yatağa koymaktan kaçının. Emzikle uyumaya alışan bebekler de kendi başlarına emziksiz uyumayı öğrenemezler. Emzikler bebeğin emme ihtiyacını gidermek içindir. Uyku için değil. Bebeğiniz emzikle uykuya dalıyorsa yatağa koymadan önce emziği yavaşça çıkarın.
5)Dört ila altı aylık bebeğiniz uyandığında müdahalenizi geciktirin. Bebeğinizi kontrol etmeye gitmek için birkaç dakika bekleyin çünkü bebeğiniz belki de birkaç dakika içinde uykuya yeniden dalabilir. Ağlamaya devam ederse gidip kontrol edin ancak ışığı yakmayın, oynamayın, kucaklamayın veya sallamayın. Eğer ağlama devam ederse biraz daha bekleyip tekrar kontrol edin. Kendisini neyin rahatsız edebileceğini kontrol edin. (Aç olabilir, altını ıslatmış olabilir, ateşli olabilir vb.)
6) Çocukların uyku pozisyonu ve SIDS ( ani beşik ölümü sendromu). Amerikan Pediatri Akademisi sağlıklı çocukların sırtüstü pozisyonda yatırılmasını tavsiye etmektedir. Çünkü son zamanda yapılan çalışmalara göre sağlıklı bir çocuğun uykuda sırtüstü yatmasından doğacak herhangi bir zarar yoktur.
7)Çocuğunuzun uyumasına yardımcı olan ilaçlardan kaçının. Zamanla ilaçlar etkisiz hale gelirler ve bebeğinizin gündüz tam uyanık olmasını engelleyebilirler. Etkileri gece ortasında bitebilir ve gece uyanmalarına neden olurlar. Bazı ilaçlar gece korkularına veya diğer uyku bozukluklarına yol açabilir.

Eğer bebek hasta ise bu öneriler ertelenir. İyileştikten sonra uyku düzeninin tekrar oluşturulmasına çalışılır.

Oyun çocukluğu ve okul öncesi dönem

Birçok aile oyun çocuklarının yatağa gitme zamanının günün en zor kısmı olduğunu düşünürler. Bu yaştaki bir çocuk özellikle de kendisinden daha büyük bir kardeşi hala uyanıksa yatağa gitmeye direnç gösterebilir. Oyun ve okul öncesi çocuklarının her gece 10-12 saat uykuya ihtiyaçları vardır.

Öneriler:
1)Çocuğunuz uykuya dalmadan önce sessiz bir dönem geçirmesini sağlayın. Uykudan önce sakin bir rutin geliştirin: masal okuma, şarkı- ninni söyleme, banyo gibi. Bu düzenli rutin bebeğinize uyku zamanının geldiğini hatırlatacaktır. Çalışan anne ve babalar geç saatlerde çocukları ile oynamak isterler. Uykudan önce oynanan aktif oyunlar bebekleri uyarır uykuya dalmalarını güçleştirir.
2)Değişmeyen bir uyku planı yapın. Sabit bir uyanma saatinin olmasını sağlayın. Uyuma ve uyanma zamanı haftanın yedi günü sabit-aynı olmalıdır. Düzenli uyku ritmini sağlamak açısından uyanma saati uyuma saatinden daha önemlidir. Aynı zamanda çocuğunuzu uyandırmak da onu uyumaya zorlamaktan daha kolaydır.
3)Çocuğunuzun en sevdiği oyuncağı veya battaniyesini yanına almasına izin verin ( güvenli olduğuna emin olmalısınız)
4)Çocuğunuzun rahat olduğundan emin olun. Odanın ısısını kontrol edin elbiseler hareketini engellememeli, uyumadan önce çocuğunuz su içmek isteyebilir, gece lambası açık bırakılabilir, kapı aralık bırakılabilir.
5)Çocuğunuzun sizle beraber uyumasına izin vermemeye çalışın. Bu onun yalnız başına uykuya dalmasını öğrenmesini zorlaştırır
6)Her şikayetinde veya sizi çağırmasında çocuğun odasına gitmeyin. Odanın dışında veya kapısında durarak onunla konuşmaya çalışın.

Sık görülen uyku problemleri:

Kabus görme
Kabuslar genellikle rüyaların yoğun olduğu gecenin ikinci yarısında ortaya çıkan korkunç rüyalardır. Gecede birden fazla olabilir. Kabus sona erdikten sonra çocuğunuz uyanır ve kabusu size anlatabilir. Çocuğunuz ağlayabilir korkulu olabilir fakat sizin yanında olduğunuzun farkındadır. Kabusun ayrıntılarıyla hatırladığı için yeniden uykuya dalması güç olacaktır. Kabuslarla nasıl başa çıkabilirsiniz? Çocuğunuzun yanına olabildiğince çabuk gidin. Ona yanında olduğunuz ve ona hiçbirşeyin zarar vermesine izin vermeyeceğiniz konusunda güven verin. Kendini güvende hissetmesi için küçük bir ışık yakmasına izin verin Çocuğunuz eğer çok korkmuşsa onu rahatlatın ve sakinleştirin. Kabusların çocuk tarafından gerçek sanıldığını aklınızdan çıkarmayın. Rüyasında neler gördüğünü anlatmasını isteyin. Çocuğunuz sakinleştikten sonra tekrar uyuması için onu cesaretlendirin.

Gece korkuları
Gece korkuları kabuslardan daha şiddetli ve korkutucudur. Ancak çok sık görülmez. Genellikle oyun ve okul öncesi çocuklarda görülür. Uykunun en derin dönemlerinde oluşur ve genellikle çocuk uyandırılamaz. Gece korkuları kontrol edilemeyen ağlamalara terlemeye titremeye, hızlı nefes almaya çığlık atmaya tekmelemeye de yol açabilir. Çocuk hiçbir kimsenin kendi yanında olduğunu fark edemeyebilir. Sizi fark edemez ve itebilir. Gece korkuları 45 dakikaya kadar uzayabilir ancak genellikle daha kısa sürer. Çocuk tekrar uykuya dalmış gibi görülür ancak zaten hiç uyanmamıştır. Genellikle stresli ve korkulu dönemlerde daha çok görülür ve çocuk yaşadığı durumu hatırlamaz.

Öneriler
Böyle bir durumda sakin olmaya çalışın.
Çocuğunuzu uyandırmaya çalışmayın.
Kendisine zarar vermemesi için gerekli tedbirleri alın. Yataktan dışarı çıkacak gibi olursa etrafını destekleyin.
Kısa bir süre sonra tekrar sakin bir şekilde uykuya dalacağını unutmayın.
Gece korkularının her zaman önemli bir sorunu göstermediğini unutmayın.
Gece korkuları genellikle okul çağında son bulur, devam ederse doktorunuza danışın.

Uyurgezerlik ve uykuda konuÅŸma

Gece korkularında olduğu gibi uyurgezerlik ve uykuda konuşma da çocuk derin uykuda iken oluşur. Çocuk etrafındakilere cevapsızdır ve genellikle uyandırılamaz. Uyansa bile olayı hatırlamaz genellikle kendi kendilerine yataklarına geri dönerler. Uyurgezerlik ailesel özellik gösterebilir. Büyük çocuklarda aynı gecede birkaç kez tekrarlayabilir. Eğer bu konuda endişeleriniz varsa veya uzun süre devam ederse doktora danışmalısınız. Öneriler
Çocuğunuzun kendini yaralamayacağı bir ortam hazırlayın.
Çocuğun evi terk etmemesi için dış kapıları kilitleyin.
Merdivenlere engel koyun.
Uyandırmaya çalışmayın yavaşça yatağına yönlendirin o yatağını bulacaktır.
Uyurgezerlik ve uykuda konuşma da genellikle çocuğunuz fazla yorulduğunda veya stres altındaysa oluşur. Çocuğunuzun düzenli uyumasını sağlayarak uyurgezerlik ve uykuda konuşmayı engelleyebilirsiniz ..

Diş gıcırdatma

Çocuklarda sık görülür, genellikle dişlere için zarar vermez. Sıkıntı ve gerginlik ile ilişkili olabilir. kısa bir süre içinde kaybolur. Bununla birlikte yeni bir stresli durumda tekrar ortaya çıkabilir.

Çocuğunuzun uyku problemleri ile başa çıkmak zorlayıcı olabilir. Çocuğunuz sizi bütün gece uyanık tuttuğu zaman altüst olmanız kaçınılmazdır. Anlayışlı olmaya çalışın. Bazen özellikle de boşanma, yeni kardeş, okul problemleri gibi stresli bir dönemde ebeveynlerin verdiği olumsuz tepkiler problemleri daha da kötüleştirebilir. Eğer problem devam ediyorsa çocuğunuzun uyumasına engel olan fiziksel veya duygusal bir neden olabilir. Yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız bir uyku günlüğü tutun ve doktorunuzla sorunları tartışın. Çoğu uyku problemlerinin sık görüldüğünü zamanın ve doktorunuzun yardımı ile üstesinden gelebileceğinizi unutmayın.

No Tags

Yorum Yazın 20.05.2008

Hiperaktivite ve Dikkat EksikliÄŸi

Hiperaktivite ve Dikkat EksikliÄŸi

Çoğunlukla elleri ayakları kıpır kıpırdır ve oturduğu yerde kıpırdanıp durur.

Çoğu zaman hareket halindedir ve bir motor tarafından sürülüyormuşçasına koşuşturur durur, yükseklere tırmanır.

Oturması istendiğinde, oturduğu yerde bir müddet kalmakta güçlük çeker.

Dikkati konu dışı uyaranlarla çabuk dağılır.

Zihinsel çabayı gerektiren ders dinleme, ders çalışma, okuma ve yazma görevlerinden kaçar.

Ödevlerde ve sınavlarda dikkatsizce hatalar yapar.

Sabırsızdır, sırasını beklemekte güçlük geçer . Kendisiyle konuşulduğunda sanki dinlemiyormuş izlemini verir.

Sakin ve gürültüsüz biçimde oynamakta zorluk çeker.

Verilen yönerge ve ödevleri yapmakta zorlanır, bu işi tamamlamadan diğerine geçer.

Çok konuşur, sık sık başkalarının sözünü keser ve lafa girer.

Çabuk unutur, sık eşya kaybeder.

Çoğu zaman sonuçlarını düşünmeden tehlikeli işlere girer.

Son 25-30 yıldır Çocuk Psikiyatrisi kliniklerinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı popülaritesini korumaktadır.

Tarihsel süreç içinde minimal beyin disfonksiyonu, hiperkinezi, hiperkinetik sendromu ve hiperaktiviteli dikkat eksikliği sendromu gibi farklı isimlerler ele alınmış, son sınıflama sisteminde ise dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olarak tanımlanmıştır. DEHB tanımı ile yukarıda sayılan tanımlar arasında belirgin farklılıkların olduğu bir gerçektir. Günümüzde DEHB alt tipleri tarif edilerek tanısal yaklaşım sınırları genişletilmiştir.

DEHB çocuklu çağının en önemli psikiyatrik sorunlarının başında gelir. Aileyi, okulu ve toplumu ilgilendiren yönleriyle ve geniş anlamıyla bir eğitim ve öğretim sorunudur. Sorunun erken teşhisinde tedaviden elde edilen sonuçların yüz güldürücü olması hiperaktivitenin sağlık ve eğitim alanında çalışanlar tarafından mutlak bilinmesi gerekli konular arasında yer alması gerçeğini göstermektedir.

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve impulsivite olarak sınıflandırılabilen üç temel belirti küme

sinden oluÅŸur.

Aşırı Hareket(Hiperaktivite)

Aslında her çocuÄŸun hareketli olması beklenir. Çocuk koÅŸar, düşer ve gürültü çıkararak oynar. Bunların hepsi doÄŸal karşılanabilir. Ancak DEHB’da ise çocuÄŸun hareketliÄŸi aşırıdır ve yaşıtlarıyla kıyaslandığında farklılık hemen anlaşılır. Genellikle bu çocuklar bir motor tarafından sürülüyormuÅŸ gibi sürekli hareket halindedirler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjileri vardır. Yükseklere tırmanır, koltuk tepelerinde gezer, ev içinde koÅŸuÅŸturur ve dur sözünden anlamazlar. Sakin bir ÅŸeklide oynamayı beceremez, bir süre sakin bir ÅŸekilde oturamazlar. Oturmaları gereken durumlarda ise elleri ayakları kıpır kıpırdır. Çok konuÅŸur, iki kiÅŸi konuÅŸurken sık sık lafa girerler. Masanın başında oturamaz, dolayısıyla derslerini uygun mekanlarda çalışamazlar.

Dikkat EksikliÄŸi

Çocukta dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul öncesi dönemde de her şeyden çabuk sıkılan ve bıkan bu çocuklar, oyuncaklardan dahi sıkılıp kısa bir süre sonra onları parçalamayı tercih ederler. Okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı sevmez, anne/baba ve öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli zorlanırlar. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Anne /babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler. Üzerine aldıkları bir işi sürekli bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden hemen diğerine geçerler. Kendileriyle konuşulduğunda sanki konuşanı dinlemiyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra yerine getirirler.

Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır. Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemeyle uğraşır, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergileyebilirler. (derste konuşma, arkadaşlarına laf atma ve garip asker çıkarma gibi).

Okuma ve yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Okurken sık hata yapabilir ve cümlenin sonunda kelime uydurmalarına rastlanabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık eşya kaybetme yanında, iyi öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi de çabuk unutabilirler. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı genellikle sevmezler. Ders kitabı okumanın yanında hikaye ve roman türü kitapları okumaya karşı da isteksizdirler.

Yaşanan tüm bu öğrenme zorluklarına sınavlarda dikkatsizce yapılan hatalar eklenir. Sabırsızlıkları nedeniyle soruları hızlıca okuma, tam okumama ve yanlış okumalara sık rastlanır. Bu nedenle çok iyi bildikleri bir soruyu dahi yanlış cevaplayabilirler. Test sınavlarında çeldiricilere kolaylıkla kanarlar. Özellikle ilkokula başladığı yıllarda sınav kağıdını öncelikle vermeyi marifet sayarlar. Sonunda bilgileri ve bildiklerinden daha azı oranında not alırlar.

Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Ancak bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılma belirtileri gösterirler. Zeka düzeyi iyi olan ve ek olarak özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3.ve 4.sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve dersi iyi takip etmedikleri halde notları kötü olmayabilir. Derslerin ağırlaşmasıyla birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya başlanır.

Ev içinde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak istemezler. Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar.

Dürtüsellik(İmpulsivite)

Sonunu düşünmeden eyleme geçme olarak tarif edilebilecek olan impulsivite, bu çocukların uyumlarını bozan en ciddi belirti kümesidir. Sabırsızlıkları, sırasını beklemekte güçlük çekmeleri ve yönergeleri dinlemeleri tipik özellikleridir. Sonuçta kendisi ve çevresindekiler için zararlı olabilecek fevri hareketleri ve sınır tanımadaki zorlukları davranış sorunlarının ilk habercileri gibidir. Yaşıtlarıyla birlikte olduklarında olaylara aşırı tepki vermeleri ve fiil ve sözle arkadaşlarını rahatsız etmeleri nedeniyle toplum içinde istenmeyen adam ilan edilirler.

Dikkat EksikliÄŸi ve Hiperaktivite BozukluÄŸu

Alt Tipler

Önceleri dikkat eksikliÄŸi hiperaktivite tablosunun aynı yoÄŸunlukta bulundukları düşünülürdü. Oysa ÅŸimdi DEHB’nun farklı alt tipleri tariflenerek tanısal yaklaşımlar yeniden düzenlenmiÅŸtir.

Dikkat eksikliği hiperaktivite BİLEŞİK TİP

Klasik anlamda DEHB dendiğinde anlaşılan bileşik tiptir. Dikkat eksikliği belirtilerinin yanında hiperaktivite belirtileri de bulunmaktadır.

Dikkat eksikliği hiperaktivite HİPERAKTİVİTE ve İMPULSİVİTENİN ÖNDE GELDİĞİ TİP

Hiperaktivite ve impulsivite belirtileri belirgin iken eksikliği belirtileri daha az gözlenir. Genellikle ders başarıları kötü değildir, ancak bulundukları ortamda hiperakitvite ve impulsiviteleri nedeniyle uyum sorunu yaşarlar.

Dikkat eksikliği hiperaktivite DİKKATSİZLİĞİN ÖNDE GELDİĞİ TİP

Dikkat eksikliği belirtileri belirgin iken hiperakitvite ve impulsivite belirtileri daha az gözlenir. Genellikle ders başarıları iyi değildir, ancak hiperakitvite ve impulsiviteleri belirgin olmadığından uyum sorunu yaşamazlar.

Görülme Yaşı, Cinsler Arası Fark ve Görülme Sıklığı

Belirtilerin 7 yaşından önce başlaması gerekir. Genellikle 4-5 yaşlarında belirtiler belirgin hale gelir. Ancak bir kısmı bebekliklerinden itibaren huysuzlukları az uyumaları ve az yemeleri ile dikkat çekerler. Okul döneminin başlamasıyla dikkat eksikliğine bağlı öğrenme sorunlarının gündeme gelmesi ve arkadaşlarla olan sorunları aileyi tedirgin etmeye başlar. Ergenlik döneminde ise okul başarısızlığı yanında davranış sorunları ve aileye karşı gelişen tutumlar gözlenir. Ergenlikte aşırı hareketsizlik azalır ve yerine çabuk sıkılma ve dikkat kusuru belirgin olur.

Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık rastlanır. Erkek çocuklarda genellikle hiperaktivite ve impulsivite belirtileri ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat eksikliği belirgindir. DEHB her kültür ve toplumda görülen bir bozukluktur. Toplumda görülme sıklığı farklı araştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmesine karşın yaklaşık %5-6 gibidir.

DEHB’na EÅŸlik Eden DiÄŸer Psikiyatrik Sorunlar

DEHB çocuklarda karşı gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu ile birlikte görülebilir. Ayrıca, özel öğrenme güçlüğü sıklığı bu çocuklarda daha fazladır. Özel öğrenme güçlüğü ile birlikte görüldüğünde ders başarısızlığı çok daha belirgin hale gelir.

DEHB’na EÅŸlik Eden DiÄŸer Psikiyatrik Sorunlar ve Nedenleri

Son 15-20 yılda yapılan araÅŸtırmalar DEHB’nun organik kökenli olduÄŸu görüşünü hakim kılmıştır. Yeni araÅŸtırmalar beyin glikoz metabolizmasındaki bozukluklar üzerinde yoÄŸunlaÅŸmıştır. Bu çocukların özgeçmiÅŸlerinde hamilelikte ilaca maruz kalma ve intra uterin infeksiyonlar, zor doÄŸum, düşük doÄŸum ağırlığı,geçirilmiÅŸ M.S.S infeksiyonları dikkat çekmiÅŸtir. BozukluÄŸun genetik geçiÅŸi üzerinde durulmuÅŸ ve bu çocukların 1.dereceden akrabalarında DEHB oranı daha yüksek bulunmuÅŸtur. Kaotik alie yapısında yetiÅŸen ve ağır ihmal ve tacize maruz kalan çocuklarda da DEHB belirtileri gözlenebilmektedir.

Ülkemizde Hiperaktivite

Batı toplumlarında ve özellikle A.B.D’de DEHB tanısının fazlaca konduÄŸu tartışmaları sürerken, maalesef ülkemizde Çocuk Psikiyatristi sayındaki yetersizlik bu çocuklardan önemli bir kısmının zamanında gerekli tedavi programına alınmasını engellemektedir. Toplumumuzdaki hiperaktivite konusunda yanlış ve eksik bilgilerin tedaviyi engelleyici veya geciktirici bir yanı vardır. Halk arasında DEHB belirtileri yanlış bir ÅŸekildi üstün zekalı olma, şımarıklık, terbiyesizlik, tembellik ve huysuzluk gibi terimlerle izah edilmeye çalışılır. Dolasıyla belirtileri görmezlikten gelmeden, ÅŸiddet uygulamaya kadar geniÅŸ bir yelpazede çözüm aranır. Belirtileri bu sorunun yansımaları olarak görmek yerine suçlu aramak ve sonunda çocuÄŸu cezalandırmak aslında en büyük çözümsüzlüğü üretmek demektir.

Anne/babaların sürekli birbirlerini suçlayarak, ‘adeta sorunun nedeni ben deÄŸilim’ mesajını vermeye çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak çocuÄŸa ulaÅŸmamızı daha da güçleÅŸtirir. BaÅŸta eÄŸitimciler olmak üzere çocukla ilgili her kesimin DEHB hakkında temel bilgilere sahip olması gerekir. Toplumda yaygınlığı hiç de azımsanmayacak oranda olan bu saÄŸlık ve eÄŸitim sorunun erken teÅŸhisi anne-baba-çocuk üçgeninde oluÅŸacak yanlış tutumların en aza indirilmesini saÄŸlar.

Tedavi

Tedavinin ilk şartı, aile okul ve hekim arasında sıkı işbirliğidir. Çünkü DEHB evde olduğu kadar okulda da sorun yaşanmasına neden olur. Öğrenmeyle ilgili sorunlar yanında arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve kurallara uyma güçlüğü aile ve okulun ortak ve sağlıklı yaklaşımlarıyla aşılabilir.

Öncelikle ailenin hiperaktivite hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Çünkü çocukta var olan sorunların nedenlerini başka yerlerde aramak, çözüm üretmeyi engellediği gibi, telafisi mümkün olmayan yanlış yaklaşımlar sergilenmesine neden olacaktır. Çocukla olan ilişkimizi düzenleyebilmek için DEHB belirtilerini yanlış yorumlamamak gerekir. Çocuğun davranışlarını ya da derslerle ilgili zorluğunu yaramazlık ya da tembellik olarak yorumlayan anne-babalar çocukla ilişkilerinin bozacak derecede sürekli ceza verme eğilimindedirler. Oysa bu çocukların cezalardan pek anlamadıkları kısa süre içinde görülecektir. Tedavide çocukla yeniden sağlıklı ilişki kurabilmenin yolları aranır. Ailenin çocuğa yönelik tutumları gözden geçirilerek yanlışlar ayıklanmaya çalışılır.

DEHB’nun tedavisinde ilaçlar önemli yer tutarlar. Dikkat arttırmaya ve davranışların kontrol edilmesine yönelik ilaç tedavisi uzun yıllardır kullanılmaktadır. Stimülanların bulunmasıyla ilaç tedavisinde ciddi geliÅŸmeler olmuÅŸtur. Günümüzde DEHB’nun tedavisinde Metylfenidat, dextroamfetamin ve pemolin gibi stimülanların yanında bazı antidepresan ve karbamezapin’den yarar görüldüğü bilinmektedir. Medikal tedaviden elde edilen sonuçlar çocuÄŸun yaşı, zeka düzeyi, ailenin tedaviye uyumu ve sebatı gibi faktörlerden etkilenmektedir. Stimülanların devreye girmesiyle tedaviden elde edilen baÅŸarı oranı oldukça artmıştır. Stimülanlar; tedavideki baÅŸarıları yanındı, güvenilir ilaç olmaları, çocuklarda bağımlılık yapmamaları ve yan etkilerinin az olması nedeniyle tercih edilirler.

Ülkemizde psikiyatrik ilaç kullanımı konusundaki yanlış bilgilenmeler DEHB olan çocukların gerektiğinde ilaç kullanmalarını da engellemektedir. Ailenin yan etkilerden korkarak ilaç reddetmesi, tedaviyi geciktirmekte ve sonradan geri dönüşümü olmayan sonuçlar doğurabilmektedir.

Öğrenme güçlüğü çeken çocuklarda özel eğitim programlarının uygulanması gerekebilir. Kalabalık sınıflarda dikkatlerinin dağılması nedeniyle öğrenemeyen çocuklara bireysel eğitim öğrenemeyen çocuklara bireysel eğitim desteği verilmelidir. Olumsuz davranışların düzeltilmesi ve yerine olumlu davranışların konulması için çeşitli destekleyici ve davranışçı tedavi teknikleri uygulanabilir.

No Tags

Yorum Yazın 20.05.2008

Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma Yolları

Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma Yolları

Mikroorganizma: Doğal olarak her yerde bulunabilen tek hücreli, karmaşık enzim yapısına sahip minicanlılardır. Her zaman hastalık yapmazlar hatta bazen yaşamsal öneme sahiptirler.

Normal flora: İnsan vücudunda bulunan ve yer değiştirmedikçe hastalık yapmayan mikroorganizmalar topluluğuna denir.

Patojen mikroorganizmalar: İnsan (veya hayvan, bitki) vücudunda istenmeyen etki oluşturan (hastalık yapan) mikroorganizmalardır. Bunlar virüs, mantar, bakteri, parazit olarak adlandırılırlar.

Enfeksiyon: İnsan vücuduna giren mikroorganizmaların üreyip, çoğalarak vücutta istenmeyen etki ve belirtiler (hastalık) oluşturmasıdır.

Enfeksiyon zinciri: Mikroorganizmanın enfeksiyon oluşturabilmesi için belirli aşamalardan geçmesi gerekir, bu aşamalar zincirine denir. Bu aşamalar :

1- Enfeksiyon ajanı (etkeni): Bakteri, virüs, mantar, parazit olabilir. Enfeksiyon etkenin hastalık oluşturma potansiyeli aşağıdaki koşullara bağlıdır:

* Mikroorganizmanın sayısına,

* Mikroorganizmanın virulansına (hastalık yapma kabiliyetine),

* Bireyin vücut direncine

2- Rezervuar (Enfeksiyonun kaynağı): Mikroorganizmaların doğal olarak yaşayıp üredikleri ortamdır. İnsan, hayvan, cansız nesneler (su, toprak) olabilir.

3- Çıkış kapısı: İnsanlarda; solunum sistemi, boşaltım sistemi, sindirim sistemi ve deri bütünlüğünün bozulduğu yerlerdir. Örneğin: mikroorganizma balgam, tükürük, dışkı, idrar, kan vs ile vücut dışına çıkar.

4- Kaynaktan çıkış (Yayılma yolları): Çeşitli araçlarla mikroorganizmalar bir yerden başka yere taşınırlar bunlar bulaşmış (kontamine) besinler, su veya cansız nesnelerdir (tarak, giysi, makas, vs ). Yayılımda, vektör ve portör önemli rol oynamaktadır .

- Vektör: Sinek, bit, kene, fare gibi bazı hayvanlar taşıyıcıdır, bunlara vektör denilir.

- Portör: Bir insan ya da hayvan bir mikroorganizmayı vücudunda taşıdığı ve başkalarına bulaştırdığı halde kendisinde hastalık belirtileri görülmez, bu kişilere portör denilir. Bu kişilerin özellikle besin endüstrisinde çalıştırılması çok sakıncalıdır.

5- Giriş kapısı: Mikroorganizmaların vücuda girdiği yerlerdir, genellikle giriş ve çıkış yolları aynıdır: Ağız, burun, deri, vajen, göz, kulak, damarlar, gibi.

6- Konakçı: Mikroorganizmayı vücudunun üzerinde veya içinde barındıran, insan veya hayvandır. Özellikle vücut direnci azalmış, kronik hastalığı olan, dengesiz beslenen, aşırı yorgun, alkol / sigara bağımlılığı olan ve bağışıklık sisteminin yetersiz olduğu kişiler, uygun konakçıdır.

HASTALIKLARIN BULAÅžMA YOLLARI:

- DoÄŸrudan temas,

- Dolaylı temas,

* Hava ile

* Araçlarla

* Vektörle

DoÄŸrudan Temas:

Enfekte kişinin duyarlı kişi (konakçı) ile doğrudan temasıyla oluşan bulaşma şeklidir. Örnek; cinsel ilişki, öpüşme, kan nakli, yaraya dokunma vs. Bu yolla: AIDS, Hepatit B, frengi (bel soğukluğu), sifiliz, vb hastalıklar bulaşmaktadır.

Dolaylı Temas:

Enfeksiyonla bulaşmış nesnelerle, enfektif ajanın, konakçıya bulaşmasıdır.

* Hava yoluyla bulaşma: Uzun süre açıkta canlı kalabilen mikroorganizmaların hava, toz veya damlacıkla duyarlı konakçıya bulaşmasıdır. Damlacıkla yayılma; tükürük, balgam, burun, gözyaşı sıvılarının damlacıklar halinde yayılmasıdır. TBC (tüberküloz-verem), grip, soğuk algınlığı, çocuk hastalıklarının çoğunluğu bu yolla yayılmaktadır. Öksürüp-aksırırken ağzın elle kapatılması ve karşıda bulunan kişilerin yüzüne doğru hapşırılmaması hava yoluyla yayılmayı önler.

* Araçlarla bulaşma: Enfeksiyonla bulaşmış nesnelerle meydana gelen bulaşımdır. Örneğin; Hepatit A, enfekte yiyeceklerle; tetanoz, paslı çivi ve toprakla; yine çoğu hastalıklar iyi sterilize edilmemiş malzemelerle bulaşırlar (airway, nazogastrik sonda, çarşaf, giysiler gibi ).

* Vektörle bulaşma: Bazı mikroorganizmalar bazı hayvanlarda gelişimlerini tamamlayarak olgunlaşırlar ve insanda hastalık oluştururlar. Örnek; sıtma mikrobu, sivrisinekte (anofel cinsi) ömrünü tamamladıktan sonra, sivrisineğin sokması sonucu insana geçerek hastalık oluşturmaktadır. Veba (fare), kuduz (kedi-köpek-fare), akciğer kisti (iyi pişmemiş hayvan etleri) vektörlerle bulaşan diğer hastalıklardır.

BULAÅžICI HASTALIKLARDAN KORUNMA YOLLARI

1- Vücudun mikroplara karşı direnci:

a - Özgül olmayan direnç:

I - Giriş kapısı engelleri: * Deri

* Mukoza(derinin devamı olan ve vücut başluklarını saran daha ince olan kısmıdır.)

ll - Vücudun savunma mekanizmaları (Fagositoz, iltihap oluşumu, ateşin yükselmesi, retiküloendotelyal sistem -RES).

b - Özgül direnç: Bağışıklık:

I - Doğal direnç: Türe, ırka, genetiğe, bireye, yaşa, hormonal veya metabolik

değişikliklere bağlı dirençlerdir.

II- Edinsel (sonradan kazanılan) direnç:

* Pasif bağışıklık: - Doğuştan (anneden plasenta yoluyla ve sütle geçer)

- Yapay (Serum veya Immünglobülinle sağlanır)

* Aktif bağışıklık: - Doğal aktif (hastalığın geçirilmesiyle oluşur)

- Yapay aktif (aşılar ile elde edilir)

2- Enfeksiyon kontrolü önlemleri:

Hastalıkların bulaşma yollarına göre önlem alarak, kişinin kendisini ve çevresini bulaşıcı hastalıklardan koruması amacıyla geliştirilmiş yöntemlerdir.

Günlük hayatımızda kullanabileceğimiz yöntemlerden birkaçı:

* El yıkama: Normal sabunla köpürterek ve ovarak yıkamak en iyi temizlik yöntemidir ve bu şekilde hastalıkların bulaşması önlenebilir.

Toplu yerlerde mümkünse sıvı sabun kullanılmalı veya sabunluklar süzgeçli olmalı. Aksi halde sulu bir ortamda bekleyen yumuşamış bir sabun temizleyici özelliğini kaybettiği gibi mikrop yuvası olur.

Toplu yerlerdeki sabunla iki kere sabunlamakta yarar vardır, sabunu sabunluğa koymadan önce suyun altına tutarak köpüğü akıtın.

* Başkalarının (hastanın) kan, tükürük, idrar, dışkı gibi atıkları ile doğrudan temas etmemeye özen gösterilmelidir. Bu gibi durumlarda eldiven giyilmelidir.

* Hasta (hatta sağlıklı) kişilerin kullandığı malzemeler, öncelikle kirleri temizlendikten sonra sabunlu su (veya deterjan) ile iyice yıkanmalıdır. Mümkünse sterilize edilmeli veya varsa durulama sonrası dezenfektan içinde önerildiği şekilde bekletilmelidir.

* Başkaları ile özel eşyalar paylaşılmamalıdır; tarak, jilet, diş fırçası, şapka, iç çamaşırı, yatak takımları vb.

* Gerekiyorsa izolasyon (karantina, ayırma) uygulanır:

* Eğer solunum yolu ile bulaşan bir hastalık varsa hasta kişiye maske takılır, idrar veya dışkı ile bulaşma söz konusu ise, mümkünse hastalık iyileşene kadar hastanın kullanacağı tuvalet ayrılır (özellikle alafranga tuvaletlerde ayırma şarttır). Tuvalet tek ise, o zaman hastanın tuvaleti her kullanımından sonra dezenfektanla sil(in)mesinde yarar vardır.

* Risk altındaki kiÅŸiler aşılanmalıdır. Özellikle çocukluk çağı hastalıklarını ve Hepatit B’yi geçirmemiÅŸ kiÅŸiler ile saÄŸlık personelinin aşılanması önerilmektedir.

Hastalıkların bulaşmasını önleyecek temel kural:

KURU ve TEMİZ YERDE MİKROP ASLA BARINAMAZ

O nedenle hiçbir zaman ortamı kirli ve ıslak (nemli) bırakmayın. Temizlik ve bulaşık bezlerini kapalı yerde ıslak ve sıkılı halde bırakmayın, daima havalı bir yere açarak asın ve kuru muhafaza edin.

Toplu yaşanan yerlerde en sık görülen bulaşıcı hastalıklar:

AIDS (Edinsel bağışıklık eksikliği sendromu):

Bulaşımı: DoÄŸrudan temasla; kan, meni, yara akıntıları ile bulaşır. Yani cinsel iliÅŸki, kan nakli, ortak kullanılan enjektörler, dövme yaptırma yoluyla ve anneden bebeÄŸine geçer. Özellikle çok eÅŸli cinsel yaÅŸamı olan veya bilinmeyen kiÅŸilerle cinsel iliÅŸkide bulunan kiÅŸiler cinsel yönden risk altındadır. Virüs vücuda girdikten sonra ortalama 5-10 yılda hastalık belirtileri görülebilir. Bağışıklık sistemi felç olduÄŸundan, ölüm genellikle bulaşıcı hastalıklar sonucu meydana gelmektedir, örneÄŸin ölüm nedeni verem olabileceÄŸi gibi gripte olabilir. Etkeni: HIV ‘ dir.

Belirtiler:

- Nedeni bilinmeyen gece terlemeleri,

- Bir ayı geçkin ısrarcı ateş,

- Titremeler, konuÅŸamama (konuÅŸmakta zorlanma), hareketlerde yavaÅŸlama,

- Kısa sürede aşırı ( vücut ağırlığının % 10 undan fazla ) kilo kaybı,

- Bir ayı geçen sürekli yada aralıklı ishal,

- Bir ayı geçen, kuru ve ısrarlı öksürük, aşırı yorgunluk, halsizlik,

- Koltuk altındaki ve kasıklardaki bezlerde şişlik ve ağrı,

- Deride morumsu lekeler, ağızda pamukçuk

Tedavi: Henüz yok

Korunma: Aşı geliştirilemediği için bireysel korunma önemlidir. Bireysel olarak cinsel yaşama dikkat etmek, başta gelen korunma yöntemidir.

* Bilinmeyen kişilerle cinsel ilişkiye girmekten kaçınılmalı ya da mutlaka sağlamlığından emin olduğunuz prezervatif (kaput, kondom) kullanılmalıdır.

* Başkasının kullandığı enjektörler asla kullanılmamalı, enjektörler mutlaka tek kullanımlık olmalı ve kullanıldıktan sonra atılmalıdır.

* Kim olursa olsun, başkasının kullandığı diş fırçası ve jilet kullanılmamalıdır.

AIDS

* Sosyal öpüşme, tokalaşma, aynı odayı, aynı koltuğu paylaşmakla bulaşmaz;

* Sivri sinekle bulaşma henüz ispatlanamamıştır.

* Aynı tabağı paylaşmakla, çatal-kaşıkla bulaşmaz.

HEPATİT B (Serum Hepatiti):

Bu da cinsel ilişki ve kan yoluyla bulaşır. Karaciğerde enfeksiyona neden olur, iyileşme olmazsa karaciğer kanserine, siroza dönüşebilir.

Halsizlik, yorgunluk, hafif ateş, baş ağrısı gibi grip benzeri belirtilerle başlar. Sarılık, bulantı, kusma, ishal, iştahsızlık, sigaraya karşı tiksinti, idrarın çay rengini alması gibi belirtilerle kendini gösterir.

Tedavisi: Yatak istirahati ve dengeli beslenme şarttır. İlk önceleri karaciğeri yormayacak besinler tercih edilmelidir (ağır kızartma ve çok yağlı besinlerden kaçınılmalıdır).

Korunma: Hepatit B aşısı ile korunmak mümkündür. Ancak bireysel korunma her zaman ve her ortamda önemlidir. Bulaşma yolu ve korunma önlemleri AIDS ile hemen hemen aynıdır.

Hepatit A (Enfeksiyöz hepatit):

Bulaşımı: Hijyen koşullarının iyi olmadığı yerlerde görülür. Su ve besin maddelerine virüs içeren dışkının bulaşması sonucu insana geçer.

Hepatit B’deki belirtiler aynen görülebilir. Ancak iyileÅŸme Hepatit B’den daha çabuk ve daha komplikasyonsuz gerçekleÅŸir.

Tedavi: Hepatit B ile aynıdır.

Korunma: Hijyenik koşullara uyulmadığını düşündüğünüz yerlerde yemek yemeyin, özellikle Fast-Food türü (et içeren) yiyeceklerden kaçının. Kanalizasyon sisteminin iyi olmadığı yerlerde suları kaynatarak veya dezenfekte ederek kullanın.

Tüberküloz (verem, TBC):

Hasta kişinin öksürmesi veya balgam çıkarması sonucunda damlacıkla yayılır. Vücut direnci düşük kişilerde sıklıkla ortaya çıkar. Bu kişiler çok sigara ve içki içen, dengesiz beslenen kişilerdir. Bir de uzun süren hastalıklar esnasında ortaya çıkar.

En iyi önlem, kişilerin ulu orta balgam çıkarıp sokağa tükürmelerini engellemektir. Ya da kişilerin yüzüne doğru öksürmeleri önlenmeli veya maske takmaları sağlanmalıdır. İlaç tedavisi ve dengeli beslenme ile iyileşir.

Uyuz:

Pire, bit gibi parazitlerle yayılır. Vücudun her tarafı kaşınır, özellikle yattıktan sonra ve parmaklarda kaşıntı artar.

Bulaşımını önlemek için başkalarının giysilerini, tarağını, yatağını paylaşmaktan kaçının.

Uyuz etkeni 40-50 °C de öldüğünden, giysiler kaynatıldığında temizlenir. Vücuttaki etken ise yıkanma, kükürt-sülfür içeren solüsyon veya kwell solüsyonu ile temizlenir.

Bit:

Genelde pis insanlarda görüldüğü söylense de bu genel kural değildir. Temiz ve titiz insanlarda da görülebilir. Halen gelişmiş ülkelerde bile önemli sorunlardan biridir. Yine ortak eşya veya yatak kullanımı sonucu yayılır.

Kwell solüsyonu ile önerildiği şekilde saçlar yıkanır ve sık dişli (veya pamuk destekli) tarakla taranır. Giysiler kaynatılarak temizlenir.

Bitin sirkesini kepekten ayırabilmenin yolu; kepek saçtan kolaylıkla ayrılıp düşerken sirke saça yapışmıştır ve zorlukla uzaklaştırılır.

SU İLE BULAŞMA:

Patojen mikroorganizmalar suya, enfekte kişilerin salgı ve atıklarıyla gelmektedir. Bulaşmış (enfekte olmuş) suların içilmesiyle veya meyve-sebzelerin sulanması ya da yıkanması ile hastalık insana bulaşır. Örnek: enfekte su ile sulanmış marul temiz su ile yıkanmadan yenirse hastalık bulaşır. Pis su ile yıkanan süt kapları ile tifo, yüzme havuzlarında iyi temizleme yapılmamışsa inklüzyonlu konjuktivit denilen hastalık bulaşabilir. Su ile en sık bulaşan hastalıklar; kolera, amipli dizanteri, basilli dizanteri (shigella), tifo vb dir.

Suyun temizliğinden emin değilseniz kaynatın; fokurdamaya başladıktan sonra 10 dakika kaynatıldığında mikroplar ölür.

Suyu temizlemek üzere klorlama da yapılabilir. Bunun için klor veya klor verici maddeler kullanılır. Suyun dezenfeksiyonu için birkaç klor verici maddeden yararlanabiliriz..

1- Kireç kaymağından toz veya sıvı oluÅŸuna göre, aÅŸağıda belirtildiÄŸi ÅŸekilde ANA ÇÖZELTİ (%1’lik ) hazırlanır:

1 lt su + 15 gr TOZ kireç kaymağı

1 lt su + 40 gr SIVI kireç kaymağı

2- Ev işlerinde kullanılan klorlu su preparatlarından ( klorak vb ):

1 lt su + 250 ml klor içeren sıvı

% 1’ lik bu ana çözeltiden : 1 lt suya 3-5 damla konur, 20 dakika bekletilir,

1 ton suya 150-250 ml konur, 20 dakika bekletilir,

Bu sular içilebilecek kadar dezenfekte edilmiştir.

Barsak hastalıkları salgınlarında (kolera, tifo vb) sebzelerin yıkanması için, içme suyu dezenfeksiyonu için kullanılan miktarların 10 misli klorlama yapılır. Ancak sebzeler bu ön yıkamanın ardından klorlanmış içme suyu ile durulandıktan sonra yenmeli ya da pişirilmelidir.

3-İyot ta dezenfektan olarak kullanılabilir. Bunun için:

İyotun sudaki %2’lik çözeltisinden 2 damla, 1 lt suya damlatılır.

DİKKAT: Eczanelerde satılan klor içeren tabletlerin kullanımı daha pratiktir.

SÜT İLE BULAŞMA: Hasta veya görünürde sağlam hayvandan, sütle uğraşan insanların ellerinden veya kaplardan ya da süt kaplarını temizlemek için kullanılan sulardan süt ile bulaşma ortaya çıkabilir. En sık bulaşan hastalıklar: tbc (verem), tifo, paratifo, brusella, dizanteri, poliomyelit (çocuk felci), stafilokok vs dir.

Açık alınan sütler içilmeden önce mutlaka fokurdamaya başladıktan sonra (TBC ye karşı) 10 dakika kaynatılmalıdır. Süt kapları daima çok temiz olmalıdır.

No Tags

Yorum Yazın 20.05.2008

Çocuklarda Bulaşıcı Hastalıklar

Çocuklarda Bulaşıcı Hastalıklar

İlkbahar mevsimine hazırlandığımız şu günlerde, bulaşıcı hastalıklar çocuklarımızın sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Özellikle kızamık ve kızılın neden olabileceği ciddi rahatsızlıklara karşı önlem almalıyız!
Kış ve ilkbahar mevsimleri çocukların saÄŸlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması için uygun bir dönemdir. Eski­den salgınlar halinde görülen bulaşıcı hastalıklar, binlerce çocuÄŸun ölümüne neden olurdu. Günümüzde artık bulaşıcı hastalıkların birçoÄŸuna karşı geliÅŸtirilmiÅŸ aşılar var. Ancak her enfeksiyona karşı savaÅŸ veren bir aşı henüz yok. Dolayısıyla sık karşılaşılan enfeksiyonların belirtileri bilinirse, en azından hastalığın daha ciddi bir boyuta gelmesi engellenebilir.

Her anne babaya yardımcı olacak; bulaşıcı hasta­Ä±klarla ilgili ayrıntıları Çocuk SaÄŸlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Åžirin Göker’den aldık. Dr. Åžirin Göker, çocuklardaki enfeksiyonların birçoÄŸunun oluÅŸumunda virüslerin rol oynadığım belirtiyor. Ancak kimi zaman bakterilerin de bulaşıcı hastalıklara yol açabileceÄŸim vurguluyor. Göker, bakterilerin normalde de insan vücudunda yaÅŸadığını; fakat bazen aşırı çoÄŸalarak enfeksiyona neden ol­duklarını ifade ediyor. ÖrneÄŸin, bağırsaklarda ya­ÅŸayan koli basillerinin idrar yollanna yerleÅŸerek oluÅŸturduÄŸu enfeksiyon gibi. Bakteriyel enfeksi­yonların tedavisinde, antibiyotiklerin kullanıldığım söyleyen Dr. Göker; antibiyotiklerin virüslere karşı etkisiz oldugunu da belirtmeden geçmiyor. Özellikle çocukların enfeksiyonlar karşısında daha has­sas olduÄŸunu vurgulayan Dr. Åžirin Göker, bulaşıcı hastalıkların belirtileri ve tedavileri hakkında bilinmesi gerekenleri sizin için anlattı.

BoÄŸmaca

Hastalık nezle ÅŸeklinde haÅŸlar; gözlerde sulanma, burunda akıntı ve hapşırmayla devam eder. Gece­leri öksürük nöbetleri görülür. Daha sonra bu ök­sürük, sık ve kusmaya neden olacak ÅŸekilde de­vam eder. Öksürük gürültülü ve tekrarlıdır. Çocuk, öksürüğün ardından inilti tarzında sesler çıkartır. Öksürük nedeniyle güçlükle nefes alıp veren ço­cuÄŸun rengi morarabilir. Bu nedenle havale, geçi­ren çocuklar bile olabilir. Bu hastalığa yakalanan ve özellikle ilk 6 ayı içinde olan bebekler ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır. Tedavi ve korunma için 2 hafta süreyle antibiyotik verilir. Ayrıca, rahat solunum için su buharı yapılarak, odanın havası nemlendirilir.

Kabakulak

Genel olarak kulak altındaki ve önündeki bezele­rin iltihaplanması ve ÅŸiÅŸmesi sonucu görülen bir hastalıktır. Bu ÅŸiÅŸlikler nedeniyle çocuk yemek yerken ve çiÄŸnerken zorlanır. Ayrıca yüksek ateÅŸ, mide bulantısı, karın ve baÅŸ aÄŸrısı ya da öksürük gibi bulgular da görülebilir. Ortalama 2 hafta ku­luçka süresi olan hastalıkta, bulaşıcılık süresi; yük­sek ateÅŸle baÅŸlar ve kulaktaki ÅŸiÅŸlik kaybolana ka­dar devam eder. Parasetemol içeren ilaçlar ateÅŸ ve aÄŸrıyı kesme amacıyla kullanılır. Hastalık döneminde, tükürük artıracak limon, sirke gibi ekÅŸi be­sinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Virüsün sağır­lığa ve kısırlığa neden olduÄŸu durumlar oldukça azdır.

Kızamık

Kızamık çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır ve diÄŸer hastalıklara göre daha ağır ve tehlikeli seyre­der. Çocuklarda ateÅŸ ve öksürüğün yanı sıra göz­lerde kızarıklık, akıntı ya da çapaklanma görülür. Boyunda ve alında baÅŸlayan deri döküntüleri, hız­la tüm vücuda yayılır. Kuluçka süresi ortalama 2-3 hafta kadardır. Bulaşıcılık, döküntüler kuruyana kadar devam eder. Kızamık sıklıkla ortakulak ilti­habı, pnömoni (zatürree) gibi hastalıkların oluÅŸumuna neden olabilir. Tedavi edilmediÄŸindeyse ço­cuklarda kalp yetmezliÄŸine kadar ciddi boyutlara varabilir. ÇocuÄŸun bol hol su içmesi; ateÅŸ sırasında kaybedilen sıvının geri kazanılmasını saÄŸlayarak vücudun su dengesini düzenler. Ayrıca, ateÅŸi dü­ÅŸÃ¼rmek için parasetemol içeren ilaçlar kullanılır.

Kızamıkçık

Hafif seyreden bir hastalık olduÄŸu için çocuklar açısından tehlikeli olduÄŸu söylenemez. Vücudun kimi bölgelerinde sivilceler oluÅŸur; ancak bu sivil­celer kızamıkta olduÄŸu kadar belirgin deÄŸildir. AteÅŸin yanı sıra, gözlerde sulanma, burun akıntısı ve öksürükde ortaya çıkar. Kuluçka dönemi 2 haf­ta kadar olup, bulaşıcı dönem deride döküntü baÅŸlamadan 1-2 gün kadar öncedir. Kızamıkçık. özellikle hamile kadınlar için önemli bir tehlike teÅŸkil eder. Enfeksiyon ilk l6 hafta içinde, anne karnındaki bebeÄŸe ciddi zarar verebilir. Bebekte görülebilecek anormallikler arasında; kalp hastalı­ÄŸÄ±, katarakt hatta zeka geriliÄŸi sayılabilir. Bu ne­denle hamile kalmadan önce anne adaylarının bu hastalığa karşı bağışıklık kazanıp kazanmadıklarım test ettirmeleri gerekir.
Kızıl

Genellikle kasıklarda baÅŸlayan, kol ve boyunda yoÄŸunlaÅŸan kızıl renkte döküntülerle kendini gösterir. Hastanın dil rengi frambuaza yakındır. Bunun yanısıra ; yüksek ateÅŸ, mide bulantısı, boÄŸaz aÄŸrısı ve iÅŸtahsızlık da görülür. Ortalama l ile 7 gün arasında deÄŸiÅŸen kuluçka süresi vardır. Kızılın tanışı, streptokok bulma amacıyla yapılan boÄŸaz testi sonucunda konur. Hastalığın tedavisi antibi­yotikle yapılır, Hastalığın erken komplikasyonları arasında; sinüzit va ila ortakulak iltihabı sayılabilir. Ancak kızıl tedavi edilmediÄŸinde; kalp romatizma-sı ya da böbrek iltihabı gibi daha ciddi hastalıklar­la karşılaÅŸmak kaçınılmazdır.
Suçiçeği

Kış ve bahar mevsimlerinde en sık görülen hasta­lıklardan biri de suçiçeÄŸidir. 3-10 yaÅŸ arası çocuk­larda daha sık görülen bu hastalık, halsizlikle baÅŸlar. Birkaç gün düşmeyen ateÅŸ. nezle ve öksürük görülen diÄŸer belirtiler arasında yer alır. Ardından vücudun farklı kısıınlannda, içi su dolu pembe ta­necikler belirir, iki tanecikler kuruyuncaya kadar kaşıntıya neden olurlar. Ortalama 2-3 hafta kuluç­ka süresi olan suçiçeÄŸinin. bulaÅŸma süresiyse tane­ler dökülünceye kadar devam eder. Hastalık süre­since çocuÄŸun yaralarını kaşıyıp, koparmasına en­gel olunmalıdır. Bu amaçla doktor tarafından veri­len losyonlar sürülür. Tedavisinde parasetemol kullanılır. Aspirin ise kesinlikle verilmez.

Hamileliğin ilk 5 ayında geçirilen suçiçeği anne karnındaki bebeği olumsuz etkiler.

6. Hastalık

6 ay ve 2 vas arasındaki çocukları daha çok etkile­yen bu hastalık, halk arasında gülcük ya da 3 gün ateÅŸi olarak bilinir. 3 gün kadar süren yüksek ateÅŸ ilk belirtileri arasındadır. AteÅŸ düştükten sonra ço­cuÄŸun vücudunda kırmızı kabarıklıklar belirir. Ke­sin bir tedavi yöntemi olmadığı gibi, ciddi sorunlara da yol açmaz. Parasetemol içeren ilaçlar verilerek ateÅŸ düşürülmeye çalışılır. Aspirin ise tercih edilmeyen bir ateÅŸ düşürücüdür.

Grip

Grip, soÄŸuk algınlığı gibi bir virüs hastalığıdır. Hastalık baÅŸka birine doÄŸru öksürme ve hapşır­mayla geçer. Hastalığı baÅŸka hirine bulaÅŸtırma ris­ki. ilk haftada en yüksektir. Çocuk gribe yakalan­dıktan 2-3 gün sonra; eklem ve bas aÄŸrısı, boÄŸaz aÄŸrısı, titreme, öksürük, nezle, mide bulantısı, kus­ma, ishal ve ateÅŸ baslar. Her ÅŸeyden önce çocuÄŸun iyi bir bakıma ihtiyacı vardır. Önemli olan çocu­ÄŸun bol miktarda sıvı ve C vitamini almasıdır. Bo­ÄŸaz pastilleri ve öksürük ÅŸurubu, boÄŸaz aÄŸrısını hafifleteceÄŸinden. geceleri rahat uyumayı saÄŸlar. Fakat asla aspirin verilmemelidir. Grip genellikle 7-10 gün arasında atlatılır.

İshal

Çocuklarda ishal nedenlerinin başında viral enfek­siyonlar gelir. Rota virüsünün neden olduÄŸu ishal­de, genelde virüs bağırsaklara ya da mideye yerle­ÅŸir. ishalle birlikte kusmalar da görülür, ishal ve kusma sonucunda vücut hem su hem de tuz kay­beder. iki nedenle çocukta islıal haÅŸlar haÅŸlamaz, kaybedilen sıvı kaybının telafi edilmesi gerekir. Az miktarlarda sıvı, sık aralıklarla içirilerek vücudun ihtiyacı olan sıvı dengesi saÄŸlanır. Ancak süt, haz­mı zor bir sıvı olduÄŸu için tercih edilmez. Kusma ve islıal birkaç gün sürebileceÄŸi gibi haftalarca da devam edebilir. Çocuk aşırı kusuyorsa, kusma ke-silene kadar birkaç saat hiçbir ÅŸev yedirmemek ge­rekir. Bunun yanı sıra formül mama. yoÄŸurt, yaÄŸsız sebze çorbaları, kızarmış ekmek, makarna, pi­lav, muz ve kalınan soyulmuÅŸ elma verilebilir. Åže­kerli, yaÄŸlı ve piÅŸmemiÅŸ yiyeceklerden kaçınılmalı­dır. Bu ÅŸekilde beslenme, kusmayı önleyerek sıvı kaybının artmasını engeller. Asın yorgunluk, hal­sizlik, göz yası yokluÄŸu, ağız kuruluÄŸu, çökük gözler, az idrar yapma ve su kaybı belirtileridir. Dalıa çok 5 yas altındaki çocuklarda görülen bu hastalığın diÄŸer belirtileri arasındaysa yüksek ateÅŸ ve iÅŸtahsızlık yer alır. Ayrıca ateÅŸ varsa parasete-mol içeren ilaçlar verilerek kontrol altına alınmaya çalışılır. Ve kusmayı engelleme amacıyla da fitil kullanılır.
Sinüzit

Çocuklarda burna açılan sinüsler, geçirilen soÄŸuk algınlığı, nezle ya da grip gibi enfeksiyonlardan sonra tıkanabilir. Dolayısıyla içinde sıvı birikip bu­run sisebilir. Sinüslerin içindeki sıvı bakteriyle enfekte olduÄŸunda sinüzit yani sinüs enfeksiyonu geliÅŸir. Öksürük veya nezle gibi bulgular, 10 gün­den fazla gözlemlendiÄŸinde sinüzitten şüpheleni­lir. Sinüzit, sürekli burun akıntısının ve özellikle geceleri rahatsız eden öksürüğün disında bas aÄŸrı-sına da neden olur. Antibiyotik kullanımıyla tedavi edilebilir.

Soğuk Algınlığı ( Nezle)

Nezle; öksürük, hapşırık ve gözlerde sulanmayla seyreder. Hafit ateÅŸ, halsizlik ve dalla büyük ço­cuklarda has aÄŸrısı da gözlenir. SoÄŸuk algınlığına yol açan yüzlerce virüs vardır, iki nedenle soÄŸuk algınlığı asısı henüz geliÅŸtirilmemiÅŸtir. Hastalığın rahat bir ÅŸekilde atlatılması için yatılan odanın ha­vasım nemlendirmek gerekir. AteÅŸi kontrol altında tutmak için parasetemol kullanılır. Aspirin 12 ya­yından küçük çocuklarda karaciÄŸer ve beyinde ağır tahribata yol açabileceÄŸinden virütik enfeksi­yonlarda kullanılmamalıdır. Burnu açık tutmak için burun damlaları, dekonjesten ÅŸuruplar verilir. Yeterli sıvı alımı çok önemlidir. Çocuk hem ateÅŸin etkisiyle, hem de solunum yolundan sıvı kaybetti-ÄŸinden ek su almaşı saÄŸlanmalıdır. SoÄŸuk algınlığı l hafta kadar sürer. AteÅŸ, ÅŸikayetlerin baÅŸladığı ilk 3 günde olur, sonra düsmeye baslar. AteÅŸ 3 gün­den fazla sürerse ya da ateÅŸ düştükten 1-2 gün sonra tekrar çıkarsa, doktora gitmek gerekir. Ök­sürük ve burun akıntısı l haftadan fazla sürerse, solunum güçlüğü ya da kulak aÄŸrısı geliÅŸirse gecikmeden doktora baÅŸvurulmalıdır.

BronÅŸiyolit

Sıkça görülen alt solunum yolu enfeksiyonlarından biri olan hu hastalığa. RSV adı verilen virüs neden olur. AteÅŸ. nezle, kulak iltihabı ve öksürükle has­lar. 2 yasından küçük çocuklarda dalla sık görülen hronsiyolit; öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğüne neden olur. Öksürük ve solunum güçlüğü beslen­meyi zorlaÅŸtırdığı gibi asın huzursuzluk ve halsizli­ÄŸe de yol açabilir. Ağır bronÅŸiyolitlerde solunum sıkıntısı dalıa hızlı geliÅŸir. Solunum yolları balgam gibi makuslarla dolar. Burunda da kalın sümükler oluÅŸabilir. SoÄŸuk hava buharı bu balgamların yumuÅŸayarak dışarı atılmasına yardımcı olur. Asın solunum sıkıntısı olan çocukların oksijen ve sıvı alımlarım kolaylaÅŸtırmak için hastanede tedavi ge­rekebilir. Bronsiyolit prematüre ve kalp hastası olan bebeklerde daha ağır seyreder. Antiviral ilaç. ağır olan vakalarda yoÄŸun bakım sartlarında kulla­nılır. Ortalama 1-2 hafta içinde düzelir.

Krup (Yalancı Difteri)

Yalancı difteri belirtileri çoÄŸu aileyi korkutur. Hafif bir nezle ve öksürükle yatan çocuk, gece yansı boÄŸulur tarzda bir öksürükle uyanır. Öksürük, kö­pek havlaması seklindedir. Krup, ses tellerim tutan virütik bir enfeksiyondur. Çocuktan nefes alırken ya da aÄŸlarken ıslık seklinde bir ses duyulabilir. Hastalık kimi zaman da kendini ateÅŸle gösterebilir. Genelde 5 yasın altındaki çocuklarda görülen ya­lancı difteri, çocuk doktorunun tavsiyeleriyle takip edilebilir. Öksürüğün geçmesi için buhar tedavisi yapılabilir. SoÄŸuk buhar çocuÄŸun dalıa rahat nefes almasına yardımcı olur. EÄŸer evde buhar makinesi yoksa, banyonun kapı ve penceresi kapatılıp, sı­cak suyu 5 dakika akıtmak banyonun buharla dol-masını saÄŸlar. Bu ÅŸekilde hazırlanan ortamda çocuÄŸun neles alışveriÅŸi kolaylaşır. Gece soÄŸuk havada yürüyüş yapmak da solunumu kolaylaÅŸtırır. Krup ciddi solunum güçlüğüne yol açarsa bir süre hastanede kalmak gerekebilir. Hastanede buhar tedavisiyle birlikte gerekirse kortizon gibi ilaçlar da verilebilir.

Ortakulak enfeksiyonu

Neyle ya da grip sonrası kulak aÄŸrısı geliÅŸebilir. Bebekler, kulaklarının aÄŸrıdığını söyleyemezler. Ancak asın huzursuzluk, uyku bozukluÄŸu, ateÅŸ, kulak akıntısı orta kulak enfeksiyonunun belirtisi olabilir. Kulak muayenesi sonucunda enfeksiyon tespit edilirse. 7-1O gün sureyle antibiyotik verilir. AntibiyotiÄŸin belirtilen dozda, uygun saat aralıkları ve surede kullanılması ÅŸarttır. ÇoÄŸu aile doktora danışmadan çocuÄŸun ÅŸikayetleri düzeldi diye anti­biyotiÄŸi keser. Bu durum enfeksiyonun tam düzel­memiÅŸ olduÄŸu için tekrarlamasına ve iyileÅŸmenin gecikmesine yol açar. Kulak aÄŸrısını gidermek için doktorun tavsiye etliÄŸi miktarlarda parasetemol kullanılır. Aspirin verilmemelidir. Antibiyotik bitiminde ikinci bir muayene daha yapılır.

Konjoktivit ( Göz İltihabı)

Gözlerde kızarıklık, kaşıntı, aÄŸrı ve çapaklanma gözlenir. Göz iltihabıyla birlikte yüksek ateÅŸ, göz etrafında ÅŸiÅŸlik ve kızarıklık varsa mutlaka doktora gidilmelidir. Çünkü, bu bulgular enfeksiyonun, daha ciddi olduÄŸunu gösterir. Her konjoktivit bulaşıcı deÄŸildir. Konjoktiviti tedavi etmede sıcak kompres ve antibiyotikli göz damlaları kullanılır. Tedaviden birkaç gün sonra gözdeki kızarıklık ve ÅŸiÅŸlik devam öderse göz doktoruna baÅŸvurulmalıdır. iki durumda virüs ya da alerji de akla getiril­melidir.

Pnömeni

Pnömeni, akciÄŸer iltihaplanmasıdır. SoÄŸuk algınlı-ğındaiı itirkaç gün sonra geliÅŸebilir. Çocukta titre­meyle birlikte ani yükselen ateÅŸ. zorlu nefes alışveriÅŸi gibi .solunum sıkıntısı gözlenir. Öksürük da­ha sonra ortaya çıkabilir. Tanı kovmak için akciÄŸer grafisi gerekir. Virütik zatürreeler hafif geçirilir. AteÅŸi düşürmek için parasetemol: hırıltı varsa solu­num yollarım rahatlatan, geniÅŸleten ve balgam söken ilaçlar kullanılır. Ayrıca tedavide antibiyotik, bol sıvı alımı ve oda havasının nemlendirilmesi önerilir. Zatürree genellikle evde tedavi edilebilir; ancak ağır solunum sıkıntısı olanlar ya da 6 aylık­tan küçük bebekler hastaneye yatırılabilir.

Anne Babalara öneriler;

Çocuk SaÄŸlığı ve Hastalık­ları Uzmanı Dr. Åžirin Göker, okula ya da kroÅŸe gide­cek tüm çocukların aşı programının tamamlanmış elması gerektiÄŸini belirtiyor. Hatta aşısı olmayan çocukların kay­dının yapılmasını doÄŸru bul­madığım da vurguluyor. Çünkü çocuklar kalabalık bir ortamda hastalığı birbirlerine daha rahat bulaÅŸtırabiliyor.

Dr. Şirin Göker bu nedenle aileleri, hijyen konusunda uyarıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

“Çocuklara el yıkama alışkanlığını mutlaka küçük yaÅŸlardan itibaren kazandırmak gerekir. Özellikle yemekten önce ve tuvaletten sonra. Ayrıca çocu­ÄŸun tırnakları kısa kesilmeli, tırnak yemesi engel­lenmeli ve dışardan geldikten sonra giysileri deÄŸiÅŸ­tirilmeli. Mümkün olduÄŸu kadar sık banyo yapmasına özen gösterilmeli. Meyveler iyi yıkanmalı ya da kabuÄŸu soyularak yedirilmeli. Düzenli bir ÅŸekil­de saÄŸlık kontrolleri de devam etmeli

No Tags

Yorum Yazın 20.05.2008

Önceki Yazılar



Bilim Teknoloji ve Saglik

Ekonomi Finans Borsa

GÖRÜLESİ SİTELER

ALT MENÜ


62 Sayfa: [1] 2 3 4 » ... Son Sayfa »

XML-Sitemap - Aci Hayat, Yalanci Yarim, - Digital Uydu, msn nickleri, Frekanslar, Guncel Keyler
eXTReMe Tracker

Teknoloji Haberleri - Computer software - Gebelik ve doğum, anne ve çocuk sağlığı Kadın sağlığı - Ev ve tekstil ürünleri Nevresim takımları, yatak örtüleri, - Hastalıklar tedavisi belirtileri hastalıkların nedenleri - Teknoloji ve Bilimsel Araştırmalar - Tatil KÖyü, Tatil Yerleri ve Tatil Mekanları - Teknoloji Haberleri - Computer software - Gebelik ve doğum, anne ve çocuk sağlığı Kadın sağlığı - Ev ve tekstil ürünleri Nevresim takımları, yatak örtüleri, - Hastalıklar tedavisi belirtileri hastalıkların nedenleri - Teknoloji ve Bilimsel Araştırmalar - Tatil KÖyü, Tatil Yerleri ve Tatil Mekanları -

ezi